<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>www.tasavvufdefteri.wordpress.com</title>
	<atom:link href="http://tasavvufdefteri.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com</link>
	<description>...sufizm mercek altında... sufizm mercek altında... sufizm mercek altında... sufizm mercek altında... sufizm mercek altında...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 13:10:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='tasavvufdefteri.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://0.gravatar.com/blavatar/eb6e8cde6b8535b030a4176c1b794006?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>www.tasavvufdefteri.wordpress.com</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://tasavvufdefteri.wordpress.com/osd.xml" title="www.tasavvufdefteri.wordpress.com" />
	<atom:link rel='hub' href='http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Yaratıldık mı?</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/30/yaratildik-mi/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/30/yaratildik-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 13:08:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünceler]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Sorular-Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3167</guid>
		<description><![CDATA[&#8221;Merhaba Kemal bey. Açıkçası ben şimdiye kadar ortalıkta dolaşan yaratılış ile ilgili tutarlı bir teoriye rastlamadım. Zaten yaratılış ile ilgili hikâyelerin çoğu başka toplumlardan bize geçen hikâyelerdir. Bizim kendimizin ürettiği akıl ve mantık çerçevesinden kabul edebileceğimiz bir teorimiz yok. Ben Kur&#8217;an da herhangi bir yerde Havva bir kadına rastlamadım, nerden çıktı bu kadın. Bu kadar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3167&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#ff0000;"><strong>&#8221;Merhaba Kemal bey.</strong></span></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><strong><a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3118" title="sorular-cevaplar" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg?w=150&#038;h=112" alt="" width="150" height="112" /></a>Açıkçası ben şimdiye kadar ortalıkta dolaşan yaratılış ile ilgili tutarlı bir teoriye rastlamadım. Zaten yaratılış ile ilgili hikâyelerin çoğu başka toplumlardan bize geçen hikâyelerdir.</strong></span></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><strong>Bizim kendimizin ürettiği akıl ve mantık çerçevesinden kabul edebileceğimiz bir teorimiz yok.<span id="more-3167"></span></strong></span></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><strong>Ben Kur&#8217;an da herhangi bir yerde Havva bir kadına rastlamadım, nerden çıktı bu kadın.</strong></span></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><strong>Bu kadar darmadağınık olmuş yaratılış hikâyelerinden çok daha aydınlatıcıdır evrim, bana göre.</strong></span></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><strong>Fikriniz nedir bu konuda. Teşekkürler&#8221; (BİR DOSTUN SORU VE PAYLAŞIMI)</strong></span></p>
<p><strong>CEVABIMIZ</strong>:</p>
<p>Değerli Dost</p>
<p>Nasıl ki “ilim ve bilim”, “özgürlük ve barış”, “din ve vicdan serbestisi” gibi “evrensel insanlık değerleri” hiçbir ırk ve toplumun, hiçbir devletin, hiçbir medeniyetin patentli malı değil de “tüm insanlığın” ortak kültürü ise…</p>
<p>Yaratılış destanları, hikâyeleri, teorileri de “bize göre”; ister tutarlı isterse tutarsız olsun tüm insanlığın ortak kültürüdür.</p>
<p>Türk kültüründe de dünyanın ve insanın yaratılışını anlatan YARATILIŞ VE TÜREYİŞ DESTANLARI vardır. 1970’li yıllarda ilkokulda iken “Ülkü Ocakları”na giderdim ve kütüphanesindeki Oğuz Kağan Destanı, Yaratılış ve Türeyiş Destanı, Manas Destanı, Ergenekon Destanı, Dede Korkut Hikâyeleri gibi çocuksu ilgilerimi okumakla tatmin ederdim. İşte o destanlardan bir özet:</p>
<p><em>(…)Yaratılış destanı, Türklerin Altay-Yakut zamanında çıkan bir destandır. Ayrıca ilk Türk destanlarından olma özelliğine de sahiptir. Asya kıtasının çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk boyları ve Altay Türkleri arasında söylenmektedir. Türk destanları arasında en eskisidir. Radloff tarafından saptanıp yazıya geçirilmiştir. Kahramanlarının olağanüstü eylemlerini coşkulu, törensel bir üslupla anlatan ve genellikle birkaç bölümden oluşan manzum yapıtlardır. Bilinen en eski edebiyat türlerinden biridir. Altay Dağları&#8217;nda söylenen yaratılış ve türeyiş destanları, değil yalnız Türklerin; bütün Orta Asya ile Sibirya&#8217;nın bile, en gelişmiş ve üzerinde ilgi ile durulan Türk mitolojisi verileridir.</em></p>
<p><em>Yerkürenin Yaratılışı:</em><br />
<em>Altay yaratılış destanında başlangıçta her yerin sularla kaplı olduğu anlatılmaktadır. Tanrı Ülgen, kuşa dönüşerek suların üzerinde uçar ancak konacak bir yer bulamaz. Bunun üzerine gökten gelen bir ses tanrı Ülgen&#8217;e denizin içinden çıkan bir taşa konmasını söyler. Ülgen bu taşa konduğunda yerin ve göğün yaratılması gerektiğini düşünür ancak bunu nasıl yapacağını bilemez. Suların içinde yaşayan dişi ruh Ak Ana, Ülgen&#8217;e yaratılışı nasıl gerçekleştireceğini anlatır. Onun yardımıyla işe başlayan tanrı önce yeri, ardından göğü yaratmıştır. Ardından da dünyanın dengesini sağlaması için üç balık yaratmış. Balıklar dünyayı alttan destekleyerek başıboş gezmesine engel olmuşlar.</em></p>
<p><em>İnsanın Yaratılışı:</em><br />
<em>Altay efsanelerinde, büyük bir okyanusun ve suyun esas olmasına rağmen, onlara göre insanoğlu, sudan yaratılmamıştı: İnsanoğlu aslı yine topraktı Tanrı Ülgen deniz üstünde gezerken yüzen bir kara parçası görür. Yaklaştığında toprağın üstünde balçığı farkeder. Düşünür ki bu insan olsun o düşündükçe çamur insan suretine bürünür. Hikâyenin devamında bu ilk insan olan Erlik Ülgen&#8217;e ihanet edecektir.</em></p>
<p><em>İran mitolojisinde de ilk insan, kil dediğimiz yapışkan topraktan yapılmıştı. Onun için İranlılar ilk insana Kil Şah adını veriyorlardı. Türkler ise daha çok, balçık üzerinde durmuşlardı.</em></p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yarat%C4%B1l%C4%B1%C5%9F_Destan%C4%B1_(Altay">http://tr.wikipedia.org/wiki/Yarat%C4%B1l%C4%B1%C5%9F_Destan%C4%B1_(Altay</a>)</p>
<p>Destanda dikkatimizi çekmesi gereken örnek iki konu şöyledir…</p>
<p>1- Her yerin sularla kaplı olması, yer-gök-su-toprak metaforları  Kur’an’da şu âyetin işaret ettiği bilgilerle örtüşmektedir:</p>
<p>“O hakikat bilgisini inkâr edenler görmediler mi ki (atom altı boyutuyla) semâlar ve arz birleşik idi de biz onları (algılayıcı kuvvelerin yoğunlaşmasıyla) yarıp ayırdık! Her diri şeyi sudan (H2O) oluşturduk&#8230; Hâlâ iman etmiyorlar mı?” (A.H. Enbiya; 30)</p>
<p>2- Tanrı Ülgen’in insanı balçıktan yaratması Tevrat ve Kur’an’ın yaratılış âyetleri ile diğer kadim efsanelerin ortak temalarıdır.</p>
<p>Dört-beş bin yıl öncesinin idrakine göre Orta Asya Türk kültüründe yaratılış destanı kısaca böyle.</p>
<p>Yaratılış akıl ve mantık süzgecine sığamayacak kadar geniş bir konudur.</p>
<p>Yaratılış dinlerde “inanç” konusudur. Bilimde ise somut verilerle araştırma konusudur. Dinin yaratılış hakkında verdiği bilgiler “değişmez”dir. Bilimin yaratılış teorileri sürekli değişip gelişmektedir. Bizim yapmamız gereken “değişmez” nitelikteki yaratılış âyetlerini ve hattâ eski yaratılış efsanelerini sürekli değişerek gelişen bilimsel verilerle yorumlamaktır.</p>
<p>Evrim teorisi kendi içinde tutarlı olmaya çalışan bir iddiadır. “İnanç”a göre tutarsız yönleri olabildiği gibi tutarlı yönleri de olabilir. Bu nedenle evrim teorisini toptan tutarlı veya toptan tutarsız kabul etmeden önce zamanımızı hem dini metinlerdeki yaratılışı hem de evrim teorisini çok dikkatli incelemeye ayırmalıyız.</p>
<p>İslâm dünyasında doğup gelişmiş olan bilim ve felsefede Darwin’den çok önce insanın maymundan türediğini iddia eden Nezzam (öl. 835 veya 845 m.) ve Câhız (öl. 869 m.) gibi fiozoflar vardır. Daha geniş bilgi için şu bağlantıya bakınız:<br />
<a href="http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/laikduzen/4/0020.htm">http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/laikduzen/4/0020.htm</a></p>
<p>Çağdaş İslam felsefesine göre Kur’an’da evrim iddialarını da hocam olan Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın şu kitabını temin ederek okuyabilirsiniz:<br />
<a href="http://www.ismailyakit.com/yayinlar/kitaplar/kurananlamak/kurandayaratilis.html">http://www.ismailyakit.com/yayinlar/kitaplar/kurananlamak/kurandayaratilis.html</a></p>
<p>Fiziksek evrimden başka bir de ruhsal evrim konusu vardır. Mevlâna’da ruhsal evrime yani nefs boyutlarının gelişimi ve değişimi ile ilgili enteresan bilgilere rastlanmaktadır. Bir örnek:</p>
<p style="text-align:left;padding-left:30px;"><em>Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum.</em><br />
<em>Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum.</em><br />
<em>Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum.</em><br />
<em>Öyleyse ölümden korkmak niye?</em><br />
<em>Hiçbir sefer kötüye dönüştüğüm,</em><br />
<em>Ya da alçaldığım görüldü mü?</em><br />
<em>Bir gün insan olarak ölüp,</em><br />
<em>ışıktan bir yaratık,</em><br />
<em>rüyaların meleği olacağım.</em><br />
<em>Fakat yolum devam edecek,</em><br />
<em>Allah’tan başka her şey kaybolacak.</em><br />
<em>Hiç kimsenin görüp duymadığı birşey olacağım.</em><br />
<em>Yıldızların üstünde bir yıldız olup,</em><br />
<em>Doğum ve ölüm üzerinde parlayacağım.</em><br />
<em>(Mevlana Celaleddin Rumi)</em></p>
<p>Mevlana’nın bu dizelerini öğrencilik yıllarımızda felsefe hocalarımdan Prof.Dr. Teoman Duralı ile bol bol tartışırdık. Ben şimdi de olduğu gibi dizelerin fiziksel-biyolojik evrimi anlatmadığını, tamamen ruhsal gelişimi anlattığını savunurdum. Teoman Duralı’nın bu konudaki kitap isimlerini şu bağlantıdan bulabilirsiniz:<br />
<a href="http://tasavvufvefelsefeakademisi.wordpress.com/i-u-fels-bol/">http://tasavvufvefelsefeakademisi.wordpress.com/i-u-fels-bol/</a></p>
<p>Değerli dost…</p>
<p>Çağdaş bilimsel iddialara, eski efsanelerin destan ve âyetlerin çağdaş yorumlarına göre Havva isimli hâtun nereden çıktı diye soramıyoruz Âdem denilen er kişi nereden çıktı diye sormamız gerekiyor. Yeni iddialara göre Tanrı’nın doğasının dişi olduğu düşüncesi daha baskındır. İlk yaratılan insanın dişi yani Havva olduğu, erkeğin yani Âdem olarak kabul edilenin Havva’dan oluştuğu gündemde artık. (Kur’an’daki Âdem-Havva konusuna girmiyorum şimdilik girmiyorum…)</p>
<p>Netice…</p>
<p>Benim evrim mi yaratılış mı sorununda saplantılarım yok. Bu sorunların herhangi birisinin tarafı değilim ikisinin de misafiriyim.</p>
<p>“Başlangıçta nasıl yaratıldım ve gelecekte ne olacağım?” üzerinde sadece okumayı tercih ediyorum. Evrim veya yaratılış sorununu başlangıçta ve gelecekte değil de “şimdi”de düşünerek çözmeye çalışıyorum.</p>
<p>“Ben ‘şimdide’ ne isem ‘sonsuz geçmişte’ ve ‘sonsuz gelecekte’ de yine kendimim”</p>
<p>Belki de “BEN” HİÇ YARATILMADIM Kİ EVRİMLEŞEYİM.<br />
<em>76/1:Gerçekten insan üzerinden öyle uzun bir süre gelip geçti ki o anılmaya değer bir şey bile değildi.</em></p>
<p>“Ben” şimdide “maymunsal davranışsal” bir bilinç ve yaşam sürüyorsam sonsuz geçmişime indikçe kendimi maymundan evrimleşmiş olarak “seyr” ederim.<br />
<em>5/60:“De ki: &#8220;Allâh indînde, yapageldiklerinin karşılığı ne kadar kötüdür, bu konuda size haber vereyim mi? Allâh&#8217;ın lânetlediği ve gazap ettiğidir o kimse! (Allâh) onları maymunlar (düşünmeden taklitle yaşayanlar), domuzlar (şehevî zevkleri için yaşayanlar) ve tağuta (şeytana &#8211; vehmine &#8211; dürtülerine) tâbi olarak yaşayanlar hâline dönüştürmüştür! İşte bunlardır mekânı en kötü olanlar ve yolun ortasından sapanlar!”</em></p>
<p>“Ben” şimdide “maymunsal davranışsal” bir bilinç ve yaşam sürüyorsam sonsuz geleceğime gittikçe kendimi maymunluğa doğru biyolojik evrimleşme olarak “seyr” ederim.<br />
<em>7/166: “Ne zaman ki kibirlenip yasaklandıkları şeylerden dolayı kızıp hadlerini aştılar, kendilerine: &#8220;Aşağılık maymunlar (birbirini taklitle yaşayan, aklını kullanamayan mahlûklar) olun&#8221; dedik.”</em></p>
<p>Evet Değerli Dost…</p>
<p>Evrim bana göre geçmişten şimdiye, şimdiden geleceğe uzanan bir değişim değildir. Şimdimden geçmişime ve şimdimden geleceğime uzanan kendi değişimimdir. Şimdi ne isem evrimim de öyle olacaktır.</p>
<p>Şimdiye kadar bence de yaratılış ile ilgili akla, bilime ve kalbe yatkın bir teori yok. Kur’an’daki yaratılış âyetleri maalesef ya sürekli değişerek gelişen “bilimsel veriler”e uyarlanmakta ya da bilim yaratılış âyetlerine zorlamayla uyarlanmaya çalışılmaktadır.</p>
<p>Yaratılış meselesi ne dini dogmalarla ne de bilimsel saplantılarla asla çözümlenemeyecek sonsuz bilinmezdir. Bu konuda kendi kalbimizin ve kendi aklımızın sesini dinlemeliyiz. Belki sonsuz bilinmezin bilinemezliğini asla bilemeyecek olmamız bizim için  sonsuz bir zihinsel zevke dönüşür.</p>
<p>Selam, sevgi ve saygılarımla</p>
<p>Kemal Gökdoğan<br />
<a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</a><br />
<a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com">kemalgokdogan@gmail.com</a></p>
<p>***</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/30/yaratildik-mi/"><img src="http://img.youtube.com/vi/VS-wOZjDL5M/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p>Başka bir bağlantı daha&#8230;<br />
ADAM&amp;EVE ANİMATİON<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=wwJgCHjkd_E">http://www.youtube.com/watch?v=wwJgCHjkd_E</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3167/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3167&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/30/yaratildik-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">sorular-cevaplar</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki Divan</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/25/icimizdeki-divan/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/25/icimizdeki-divan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 14:21:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Sorular-Cevaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3139</guid>
		<description><![CDATA[—Geçenlerde okurken &#8220;Rical-i gayb&#8221; ve &#8220;Divan Toplantıları&#8221;gibi terimlerle karşılaştım. »&#8221;Son Buddha&#8221; yazınızı okuyunca zihnimde çeşitli çağrışımlar oldu. Tabiiki bazı şeylere takıldım. Şöyle ki: Gerçekten böyle bir toplantı var mı? Eğer varsa  bu  derece tasarruf sahibi olan başkan(Gavs-ı Azam) her zaman bir Müslüman mı? Yoksa  zaman zaman &#8220;Buddha&#8221; &#8220;Dalaylama&#8221;  gibi İslam’ı zahirde tanımayan kişiler de olabilir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3139&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:right;"><strong><em><a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3118" title="sorular-cevaplar" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg?w=150&#038;h=112" alt="" width="150" height="112" /></a>—<span style="color:#ff0000;">Geçenlerde okurken &#8220;Rical-i gayb&#8221; ve &#8220;Divan Toplantıları&#8221;gibi terimlerle karşılaştım. <a href="http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/19/son-buddha/">»&#8221;Son Buddha&#8221;</a> yazınızı okuyunca zihnimde çeşitli çağrışımlar oldu. Tabiiki bazı şeylere takıldım. Şöyle ki: Gerçekten böyle bir toplantı var mı? Eğer varsa  bu  derece tasarruf sahibi olan başkan(Gavs-ı Azam) her zaman bir Müslüman mı? Yoksa  zaman zaman &#8220;Buddha&#8221; &#8220;Dalaylama&#8221;  gibi İslam’ı zahirde tanımayan kişiler de olabilir mi? Eğer her zaman Müslüman bir kişiyse bir SİTEMİM olacak  acizane, cahilane  (son yüzyıllarda yaşananlar için).</span> (BİR &#8216;OKUR&#8217;UN SORUSU VE PAYLAŞIMI)<span id="more-3139"></span></em></strong></p>
<p><span style="color:#ff0000;">—Selamün aleyküm, Kemal Abi,  size yazdıklarıma ilgi gösterip cevap vermeye, bir şeyler yazmaya değer bulduğumuz için minnettarım.</span></p>
<p>—Midenin gıdası nasıl ki besinler ise beynin de gıdası fikirlerdir. Sorular veya paylaşımlar benim için bu nedenle çok önemli. Sorular ve paylaşımlar için teşekkür ediyorum.</p>
<p>—<span style="color:#ff0000;">Geçenlerde okurken &#8220;Rical-i gayb&#8221; ve &#8220;Divan Toplantıları&#8221;gibi terimlerle karşılaştım. <a href="http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/19/son-buddha/">»&#8221;Son Buddha&#8221;</a> yazınızı okuyunca zihnimde çeşitli çağrışımlar oldu. Tabiiki bazı şeylere takıldım. Şöyle ki: Gerçekten böyle bir toplantı var mı? Eğer varsa  bu  derece tasarruf sahibi olan başkan(Gavs-ı Azam) her zaman bir Müslüman mı? Yoksa  zaman zaman &#8220;Buddha&#8221; &#8220;Dalaylama&#8221;  gibi İslam’ı zahirde tanımayan kişiler de olabilir mi? Eğer her zaman Müslüman bir kişiyse bir SİTEMİM olacak  acizane, cahilane  (son yüzyıllarda yaşananlar için).</span></p>
<p>—Din ve dinin yorumu olan tasavvuf baştan sona mecazdır. Gerçek kabul ettiklerimiz söz ve fikirlerle anlatımdır. Divan toplantılarının da mecaz olduğunu zannediyorum. Mecaz mı hakikat mı olduğunu anlamak için toplantıya katılmak gerek. Bizim, sizin, herkesin kanaati “Ben katıldım” diyenlerin rivayetine dayanıyor. Katıldım diyen hangi anlamda katıldık diyor iyi anlamak lazım. Ben şunu anlıyorum…</p>
<p>Bir insan özünde ve yaşamında Muhammedî özellikleri tahakkuk ettirirse mecazen “Ben Hz. Muhammed a.s.’ın başkanlık ettiği divana katıldım” diyebilir. “Katıldım” rivayetlerini bu esasa göre yorumlarım. Fiziksel ve ruhsal anlamda “toplantı vardır” veya “toplantı yoktur” tezlerinden ikisini de savunmuyorum. Görmediğim bir olayı inkâr etsem inkârım geçerli olmaz. Yine görmediğim bir olayı tasdik etsem, tasdikim de geçerli olmaz. Bu durumda toplantının fiziksel yönü ilgilenilecek bir konu değildir. Bizi ilgilendiren, “toplanma” olayını Muhammedî özü özümüzde toplama olarak yorumlamaktır.</p>
<p>Rivayetlerin ittifaken bildirdiğine göre… Divana katılmanın birinci şartı ve olmazsa olmazı katılımcıların “Müslüman” olması zorunluluğudur. Yine rivayetlere dayanarak aktarıyorum… Eğer katılımcılardan birisi o gün öldüyse yerine hemen başkası o makama yükseltilir. O makama yükselecek nitelikte birisi o gün bulunamazsa o gece kalbi uyanışa hazır olan sade bir vatandaş o makama kestirmeden yükseltilir. Eğer o nitelikte birisi bulunamazsa gece yarısı uyanık birisi aranır, velevki sade e bir sarhoş dahi uyanıksa o sarhoş bir anda arındırılır ve toplantıya katılacak makama yükseltilir. Sarhoş da bulunmazsa o anda uyanık olan bir gayri müslimin kalbine girilerek kelime-i şehadet söylettirilir ve o götürülür. Ve böylece toplananların sayısı tamam edilir. Bu durumda Müslüman olmayanlar havada uçsa da tüm dünyaya Müslümanlık dinini hakim kılmaya hizmet etse de toplantıya katılma hakkını elde edemez…</p>
<p>Asırlardan beri böyle bir rivayet ittifakı varken divana benim şunlar bunlar da girebilir fetvam geçerli olmaz. Zâten öyle bir fetvâ vermek durumunda da değilim. Benim derdim ermişlerin divanı değil, kendi özümde Muhammedî özellikler divanı kurabilmek. Yani Muhammedî güzelliklerden toplayabildiğim kadar güzelliği &#8220;İÇİMDEKİ DİVAN&#8221;da toplayabilmektir. Bu derdim arasında, benim görmediğim ve bilmediğim meçhullerdeki ermişler divanına kim girerse girsin, inanın ki hiç umurumda değil.</p>
<p>—<span style="color:#ff0000;">Ayrıca gavs ruhunu teslim ettikten sonra da bu dünyadaki tasarrufu devam ediyor mu?</span></p>
<p>Gavs-ı Azam seviyesindekiler için öyle deniliyor. Zora düşenler “Vallahi, billahi, tallahi bana falan Gavs yardım etti de kurtuldum” diyorlar. Bence o kişilere yardıma gelenler, kişi çok yoğun konsantrasyona girdiğinde kendi özlerindeki “Gavsiyet Boyutu Gücü”nün inandıkları Gavs suretinde açığa çıkan hayali görüntüleridir. Çok zor işleri yapan da yine kendi inanç güçleridir. Hatta onlar kendi inanç güçlerini falanca filanca GAVS suretinde görüyor olabilirler&#8230;  &#8221;Bir insanın ruhunu teslim etmesi&#8221;ni de &#8220;ölmeden evvel ölmek bilinci&#8221; olarak düşünürsek rivayetlerin neye işaret ettiğini daha kolay anlarız.</p>
<p>—<span style="color:#ff0000;">&#8220;Her insan bir kıyamet meleği veya yepyeni bir evren başlatabilme gücüne sahiptir. Yeter ki inansın.&#8221;</span></p>
<p>— Tüm insanlar “bir evrenin içinde “değildir. Evren her insanın içindedir, insanın içindekinin dışa yansımasıdır. İnsan kendisini evrenin içinde bir zerre olarak algılar fakat arınmış akıl ve arınmış kalp ile tefekkür edebilirse, evrenin insan içinde bir zerre olduğu sonucuna en azından “fikirsel” olarak ulaşabilir. Bu esasa göre her insan kendi özünün yansıması olan evreni üzerinde her tasarrufu yapabilir. Örneğin siz gökteki güneşi söndürebilirsiniz ama sönen güneş sadece sizin özünüzden yansıyan evreninizin güneşidir, benim güneşim değildir. Her insan kendi evrensel kıyametini koparabilir başkasının evrenine zerre kadar müdahale edemez.</p>
<p>—<span style="color:#ff0000;">Yoksa Divan Toplantısı da bir mecaz mı?</span></p>
<p>—Evet, görmediğim, tatmadığım, yaşamadığım sadece rivayetlere dayanarak duymuş olduğum toplantıyı ben mecaz olarak yorumluyorum. Daha açık bir örnek vereyim. Asrımızın en doğru sözlü insanı ve en yalancısı bir cinayetle şüpheden sanık sıfatıyla yargılansa, hangisinin yaptığı belli olmasa ve ben de şahitlik yapsam. “Vallahi, billahi, tallahi o güvenli insandır ve kimseyi öldürmemiştir” desem, yargıç bana&#8221;Yalancı olarak kabul edilen sanığın öldürdüğünü gördün mü?&#8221; diye sorar. Ben de hayır görmedim, benim kanaatim böyledir derim. Bu durumda hukuksal olarak  tanıklığım geçerli sayılmaz… Din ve tasavvufta da yaşamadığımız tatmadığımız olayları yorum niyetiyle çok rahatça ret de edebiliriz tasdik de edebiliriz, hiç bir mahsuru yoktur.</p>
<p>Sorulara veya paylaşımlara vermiş olduğum cevaplar sizler için ölçü olmamalıdır. Eğer ölçü olmaya başlarsa kendiniz için betonlaşmaya başlayan bir düşünce evreni oluşturmaya başlarsınız. Benim yorumlarımı herhangi bir renk olarak kabul edin ve düşünce evreninizi çok farklı tonlarda renklendirmeye özen gösterin.</p>
<p style="text-align:right;">Kemal Gökdoğan<br />
<a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</a><br />
<a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com">kemalgokdogan@gmail.com</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3139/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3139&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/25/icimizdeki-divan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">sorular-cevaplar</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Son Buddha</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/19/son-buddha/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/19/son-buddha/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 20:01:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Mistik Kurgu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3125</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;mistik kurgu&#8221; Yaşlı adam altın bir ibrik ve altın yağ kandiliyle Himalaya dağlarındaki eski mabedin gizli merdivenlerinden yerin derinliklerine doğru iki bin kırk dokuz basamak indi. Yorulmuştu. Sarı renkli keten mendiliyle alnına biriken terleri sildi. Yağ kandilini duvardaki deliğe yerleştirdi. Yüz yıldan beri hiç açılmamış olan ahşap kapının üzerindeki yuvarlak tokmağı iki tur sola ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3125&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:right;"><strong><em><span style="color:#c0c0c0;">&#8220;mistik kurgu&#8221;</span></em></strong></p>
<p><a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/mistik-kurgu.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3126" title="Mistik Kurgu" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/mistik-kurgu.jpg?w=150&#038;h=99" alt="" width="150" height="99" /></a>Yaşlı adam altın bir ibrik ve altın yağ kandiliyle Himalaya dağlarındaki eski mabedin gizli merdivenlerinden yerin derinliklerine doğru iki bin kırk dokuz basamak indi. Yorulmuştu. Sarı renkli keten mendiliyle alnına biriken terleri sildi. Yağ kandilini duvardaki deliğe yerleştirdi. Yüz yıldan beri hiç açılmamış olan ahşap kapının üzerindeki yuvarlak tokmağı iki tur sola ve hemen ardından iki tur sağa çevirerek biraz bekledi. Sonra dört tur ve dokuz tur sağa çevirerek kapıyı yavaşça ileri ittirdi. Kapı gıcırdayarak açıldı. Yağ kandilini bıraktığı yerden aldı ve açılan odaya girdi.<span id="more-3125"></span></p>
<p>Karanlık odanın tam ortasında bir kişinin üzerine çıkarak bağdaş kurup oturabileceği genişlikte sarı mermerden yapılmış bir oturak duruyordu. Yaşlı adam oturağın solunda duran ikili altın kandil grubuna altın ibrikle getirdiği sarı yağı döktü ve fitillerini soldan sağa doğru sırayla yaktı. Oturağın boş yüzeyine anlamsız gözlerle uzun uzun baktıktan sonra sağındaki dörtlü ve dokuzlu altın kandil gruplarına da yağ doldurduktan sonra hepsini soldan sağa doğru aynı sırayla yaktı.</p>
<p>Gizli oda yanan kandillerin zayıf ışığıyla biraz aydınlandı. Zemin, tavan, duvarlar ışık ve yaşlı adamın keşiş kıyafeti aynı tonda sarıydı. Yaşlı adamın benzi de uzun yıllardan beri yapmış olduğu perhizlerden ve ihtiyarlıktan dolayı sararmıştı. Saçları, kaşları, kirpikleri, bıyık ve sakalı dibinden kesilmiş olduğundan kafası da sarı ışığı yansıtan bir ampul gibi parlıyordu. Oturağın üzerine çıkarak bağdaş kurup oturdu ve tavana baktı. Tavanda bir kabartma vardı. Kabartma resimde güneş, ağzını açarak dünyayı yutan ejderha olarak tasvir edilmişti. Yaşlı adam gözlerini kapattı ve başı yukarıda olmak üzere “2049”un rakamsal toplamı olan on beş gün sürecek meditasyona başladı.</p>
<p>***</p>
<p>21. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra, kısa adı DBB olan “Dünya Barış Birliği” adındaki meditasyon derneği her ülkeden, her toplumdan, her inançtan milyonlarca seçkin üye oluşturarak dünyanın en güçlü örgütü haline gelmişti. Dünyanın tüm ülke başkanları ile bilim insanlarının, din adamlarının, ruhbanların, mistiklerin, sûfilerin, filozofların en meşhurları DBB’nin üyesi olmakla onur duyuyorlardı.</p>
<p>DBB insana ve insanın her türlü barışsal değerlerine saygılı, hoşgörülü ve teşvik edici idi. 2025’ten sonraki dünya barışın evreni olmuştu. Küresel ve yerel tüm terör sona ermiş, ordular ve silahlar minimize edilmişti. Açlık, kıtlık, savaş, sömürge, ırkçılık, kökten dincilik, din düşmanlığı, tedavisi olmayan hastalıklar sorunu yoktu artık. İnsanlık tüm ekonomik gücünü barış ve barışa hizmet eden bilim için harcıyordu.  Sanki yeryüzü cenneti kurulmuştu.</p>
<p>***</p>
<p>On beş gün sonra dünya miladi takvime göre “2049” yılına girecekti. DBB’nin yeryüzündeki milyonlarca üyesi yüksek yerlerdeki meditasyon merkezlerinde on beş günlük inzivaya başlamışlardı. Her gece taç şakralarını ruhsal liderlerinin “Gizli Oda 2049”dan göndereceği zihinsel mesaja açacaklardı. Bu yılın yıllık meditasyonu “konusuz” idi. Üyeler meditasyonda hiçbir şey düşünmeyeceklerdi. Çünkü ruhsal lider “Antima Buddha” ünvanlı yaşlı adam öyle istemişti ve o günlerde her yüzyılda sadece bir kez girilen “Gizli Oda 2049”da olacaktı.</p>
<p>Dünyasal barış DBB lideri Antima Buddha öncülüğünde yapılan toplu meditasyonlar sayesinde gerçekleşmişti. Antima Buddha sadece evrensel barışı düşünüyor ve düşüncesini milyonlarca üyesinin taç şakrasına metafiziksel boyutta klonluyordu. Bu nedenle, üyesi olsun veya olmasın O’na tüm dünya insanlığı sonsuz bir güven ve teslimiyet duygusu geliştirmişti.</p>
<p>***<br />
On beş günlük yıllık meditasyon 2049 yılının ilk saniyelerinde huzur ve sükûnet içinde tamamlandı. Ruhsal Lider Antima Buddha “Gizli Oda 2049”da tavandaki tabloyu milyonlarca üyesinin toplu bilinçaltı boyutuna klonlamıştı. Dünya insanları barış dolu geleceğe doğru bir kez daha yönlendirildiğini zannediyordu. Hâlbuki “Dünyanın Sonu” gelmek üzereydi.</p>
<p>***</p>
<p>2049 haziran gecesinin ilk gününde Avrupa’nın bir ülkesinde dünya ülkeleri başkanları, bilim insanları, dünya din ve inanç önderleri ve DBB Ruhsal Lideri Antima Buddha çok gizli bir toplantıya başladılar. Hava çok soğuk olmasına rağmen herkes âdeta hamamda terliyor gibiydi. Sadece Antima Buddha normaldi.</p>
<p>DBB üyesi olan astronomi ve fizik bölümlerindeki bilim insanları “1 Nisan”da korkunç bir keşifte bulunmuşlardı. Ellerindeki tüm veriler aşağı yukarı birbirini tutuyordu. “Dünyanın Sonu”nun çok yakın olduğunu kesin hesaplarla kanıtlamışlardı.</p>
<p>Bilim insanlarının kesin bulgularına göre, 1 Nisan’dan beri güneşin merkezinde “karadelik” etkisi başlamıştı. Her ay geometrik artış ile büyüyordu. Nisan ve mayıs aylarında güneşin merkezinde ilk hacmine göre “2” kat büyümüştü. Bu artışla haziran sonunda “4”, temmuzda “16”, ağustosta “256”, eylülde “65.536”, ekimde “4.294.967.296”, kasımda “18.446.743.957.745.434.624” katına ulaşacaktı ve birkaç yıl içinde dünya dahil tüm güneş sistemini yutarak yok edecekti.</p>
<p>Başkanlar sürekli birbirlerine ve bilim insanlarına bakıyorlar ve bu korkunç gerçeğin yanlış hesap, yanlış keşif veya “Nisan Şakası” olmasını umuyorlardı. Durum hiç de umdukları gibi değildi. Herkes ve her şey çok ciddi idi, Antima Buddha’nın sırıtan yüzü haricinde.</p>
<p>1Nisan’dan beri dünyada oluşan makro iklim değişimleri ve çıplak gözle dahi görülebilen güneşteki rengin gittikçe solgunlaşması bilim insanlarının keşiflerini onaylıyor gibiydi. Avrupa gibi bir kıtada haziran ayında eksi on derece soğuk görülmüş şey değildi.</p>
<p>***</p>
<p>Normal hesaplamalara göre güneşin ölümüne milyarlarca, dünyanın ölümüne ise yüz milyonlarca yıl vardı. Yani dünyanın kıyameti birkaç yüz milyon yıldan önce kopmayacaktı. Bilimin hesabını Antima Buddha tek başına değiştirmiş, güneşin ve dünyanın kıyametini çok uzun galaktik yıllardan çok çok yakın birkaç yıla, on beş günlük bir meditasyon sürecinde indirivermişti. Neden ve nasıl yapmıştı? Kimse bilmiyordu. Daha doğrusu bu yokoluş sürecini başlatanın yanlarında oturan yaşlı keşiş Antima Buddha olduğunu kimse bilmiyordu. Fakat kendisi çok iyi biliyordu ki tek neden kendisiydi.</p>
<p>***<br />
Seksen yıl kadar önceydi. Beş yaşında iken Buda’nın gerçek reenkarnasyonu olduğu kabul edildi. Kökleri üç bin yıla dayanan gizemli bir ruhsal örgütün keşişleri onu Himalayalardaki gizli “Sarı Tapınak”a götürmüşlerdi. Tam bir Budist eğitimle yetiştirdiler. Kendi aralarında onun “Son Buddha” olduğuna inandılar. Daha sonra, üç bin yıllık gizemli örgüt birden DBB yapısıyla yasallaşarak Antima Buddha’yı medyatik hale getirdiler. İnsanlığın en güvenli ve en barışçı lideri pozisyonuna soktular. Böylece Dalai Lama’ların dahi bilmediği gizemli alternatif “Antima Buddha” dünyanın gündemine oturdu.</p>
<p>***</p>
<p>Antima Buddha gerçek Buda’nın tek ve gerçek enkernasyonunun kendisi olduğuna kendisine inanalardan daha çok inanmıştı. Fakat Tibet Budizmi’nin lideri 16. Dalai Lama’nın kendisini reddederek “Sahte Buda” ilan etmesiyle çileden çıktı. Sahtekârlıkla suçlanmasını hazmedemedi. “Gerçek”, “Tek” ve “Son Buddha” reenkarnasyonunun kendisi olduğunu kanıtlama hırsı onda şizofrenik saplantıya dönüştü.</p>
<p>Şimdi hesaplaşmanın tam vaktiydi. Buda müsveddesi olarak baktığı 16. Dalai Lama, diğer liderlerle birlikte karşısında çaresizlik içinde oturmuş kıyameti bekliyordu.</p>
<p>Gerçek Buda insanların zihinlerine girerek güneşi yok edecek etkiyi yaratabilecek güçte olmalıydı ve o da ta kendisiydi. Zaten bu konuda hiç şüphesi yoktu. Şüphesizliğini 2049 yılında kanıtlamıştı. DBB’ye üye bilim insanlarının bilinç altına “Gizli Oda 2049”un tavanındaki kabartma tabloyu meditasyon tekniğiyle klonlamıştı. Böylece bilim insanlarının bilinçaltı güneşin yok olacağına inandırılmıştı. İnanmış bilinç altlarının toplam güçlerinin etkisiyle güneşin merkezinde bir karadelik yaratılmıştı.</p>
<p>Gizli toplantıda bilimsel bulguların haricinde bir şey konuşulmuyordu. Nihayet Antima Buddha sırıtan yüzüyle sakin sakin farklı bir şey konuşmaya başladı; “Dostlarım! Mâdem ki hepimiz yoktan geldik ve tekrar yok olmaya doğru dönülmez bir yola girdik. Sizlere gerçek “Son Buda” reenkarnasyonu olarak sesleniyorum. Son anlarınızda 2049 yıllık sırrı ifşâ etmek istiyorum” dedi ve hikâyesini baştan sona anlattı.</p>
<p>16. Dalai Lama dışında hiç kimse tepki vermedi. Antima Buddha’nın sözleri Budist bir fantezi ya da birden bunamış birinin saçmalaması olarak değerlendirildi. 16. Dalai Lama’nın yüzündeki üzüntü birden sevince dönüştü.</p>
<p>***</p>
<p>Güneş tepelerin arkasından doğmuş gizli toplantının yapıldığı geniş salonun penceresini aydınlatmaya başlamıştı. 16. Dalai Lama hava çok soğuk olmasına rağmen pencereleri açtı. İçeri Alp dağlarının temiz ve buz gibi havası doldu. Antima Buddha’nın gözünden 16. Dalai Lama’nın yüzündeki ifade değişimi kaçmamıştı. Diğerleriyse hâlâ hiç kimseyle ilgilenmiyorlar, birkaç yıl kalmış ömürlerini korkuyla saniye saniye geriye doğru sayıyorlardı.</p>
<p>16. Dalai Lama mütebessim yüzüyle masaya iki elini koyarak Antima Buddha’ya ve diğerlerine karşı kısa bir konuşma yaptı; “Gerçek Buda bilincine yükselmiş bir ruh ‘Gizli Oda 2049’un tavanında gördüğü senaryoyu gerçekleştirmek için sonsuza kadar susardı. Sen Buda’nın gerçek zihinsel gücünü tanıdın fakat yaptığın işi gevezelik ederek tersine döndürdün. Şu andan itibaren ejderha güneşi kusmaya başladı. Güneşimiz kurtuldu. Daha önce de söylediğim gibi sen gerçek Buda reenkarnasyonu değilsin. Eğer gerçek Buda reenkarnasyonu olsaydın gizemini anlatmazdın… Evet, kardeşlerim. Birkaç ay içinde güneşimiz ve dünyamız eskisinden daha güzel günlere ve yıllara doğru tekrar akmaya başlayacak.”</p>
<p>Şimdi de üzüntü Antima Buddha’nın yüzünü kaplamıştı. Özellikle beyni ateş çukuru gibi kaynayıp karıncalanıyor ve gevezelik ederek yok oluşu varoluşa çevirdiği için kendisini lânetliyordu.</p>
<p>***</p>
<p>İki yıl içinde güneşin solgunlaşan ışığı tekrar parlamıştı. Dünya eskisinden daha barışçıl ve daha güzel bir evreye girmişti. Antima Buddha ve DBB ise nasıl ki birden parladıysa bir anda da unutulmuşlardı.</p>
<p>16. Dalai Lama Hindistandaki mâlikhanesinin penceresinden Tibet’e doğru hasretle bakıyor ve içinden şunları geçiriyordu… Her insan bir kıyamet meleği veya yepyeni bir evren başlatabilme gücüne sahiptir. Yeter ki inansın. Kıyameti başlatmak için “Gizli Oda 2049” gibi gizli mabetlerdeki tasvirlere gerek yoktur. Yapılacak işe inanmak yeterlidir. Antima Buddha inanmış bir kişiydi ama inancı aklın karşısında mağlup oldu.</p>
<p>***</p>
<p>Kıyameti durduran aslında Antima Buddha’nın gevezeliği değildi. 16. Dalai Lama’nın akıl blöfüyle tersine çevrilen Antima Buddha&#8217;nın inanç gücüydü.</p>
<p style="text-align:right;">Kemal Gökdoğan<br />
<a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</a><br />
<a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com">kemalgokdogan@gmail.com</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3125/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3125&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/19/son-buddha/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/mistik-kurgu.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">Mistik Kurgu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Vakti zamanı varmış</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/16/vakti-zamani-varmis/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/16/vakti-zamani-varmis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 13:26:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Sorular-Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3117</guid>
		<description><![CDATA[BİR SORU: Merhaba Kemal ağabey, Belki basit bir konu, üzerinde düşünmeye, kafa yormaya değmez. Çoğu insan hayatında bununla  karşılaşıyordur. Bilir misiniz bazen bir şeyi çok istersin, dualar edersin, çalışır, çabalarsın, bir türlü ulaşamazsın o şeye. Elde edemezsin. Sonra yıllarca, umudu kesersin. Senin için eski önemini kaybeder. O şiddetli isteğini kaybettiğin zaman, istediğin olur. Tabi bundan [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3117&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR SORU:</strong></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3118" title="sorular-cevaplar" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg?w=150&#038;h=112" alt="" width="150" height="112" /></a>Merhaba Kemal ağabey,</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">Belki basit bir konu, üzerinde düşünmeye, kafa yormaya değmez. Çoğu insan hayatında bununla  karşılaşıyordur. Bilir misiniz bazen bir şeyi çok istersin, dualar edersin, çalışır, çabalarsın, bir türlü ulaşamazsın o şeye. Elde edemezsin. Sonra yıllarca, umudu kesersin. Senin için eski önemini kaybeder. O şiddetli isteğini kaybettiğin zaman, istediğin olur. Tabi bundan memnun kalırsın kendi kendine &#8220;vakti zamanı varmış&#8221; dersin. Merak ettiğim: Bu zamanlama neye göre, isteme şiddetinin azalmasının bu konuda bir rolü var mıdır?&#8230;..<span id="more-3117"></span></span></p>
<p><strong>CEVABIMIZ:</strong></p>
<p>Evren; içinde sayısız yay ve dişliler bulunan, enerji ile çalışan mekanik bir saat gibidir. Nasıl ki, yelkovanın bir tık (bir salise, bir saniye, bir dakika) ileri gitmesi saatin tüm parçalarının değişmez fizik yasalarıyla birlikte çalışmasına bağlı ise evrende bir atomun, bir enerji dalgasının da zerre miktar değişimi de tüm evrenin tek bir saat gibi çalışmasının sonucu olarak gerçekleşir.</p>
<p>Siz saatinizin zemberek kolunu bir dakika ileriye veya geriye doğru çevirdiğinizde saatin tüm parçalarına yeni bir yön verirsiniz. Yelkovanın kadranda bir dakika ileriye veya geriye gittiğini görürsünüz. Eğer saatin tüm sistemini devre dışı bırakarak saati bir dakika ileriye veya geriye almak isterseniz, yelkovanı yerinden sökerek sistem bütünlüğünü bozarak istediğiniz zaman çizgisine yerleştirmeniz gerekir.</p>
<p>Bu “özel müdahale”yi saat için yapabilirsiniz fakat evren için yapamazsınız. Evrende hiçbir şeyi evrensel bütünlük sisteminden koparamazsınız. Belki koparıyorsunuz gibi görürsünüz fakat göremediğiniz sistem sizin koparma eyleminizi “koparma” olarak kabul etmez, yeni bir “komut” kabul ederek tüm sistemi yeniden yeni sonuçlara doğru yönlendirir.</p>
<p>Bir örnek daha vereyim…</p>
<p>İnternetten bir markete çok beğendiğiniz ve çok istediğiniz bir adet telefon siparişi verirsiniz ve size “tek bir telefon”un ulaştırılmasını beklersiniz. Fakat sizin sipariş komutunuz tüm interneti, marketin tüm stok, satış, tahsilat, ulaşım vs. vs. vs. sistemlerini harekete geçirir. Motorlu bir kurye telefonu alarak yola çıkar. Kuryenin size doğru gelmesi tüm evrensel doğa yasalarının bir bütün halinde çalışmasına bağlıdır. Motorlu kurye taşıtların sağından solundan hızla geçerken bir kaza yapsa, bu kaza da sizin “komutunuz”un yani isteğinizin bir sonucudur. Veya kurye sağ salim size telefonu getirse siz sadece telefonu getirtmiş olmazsınız. Telefonla birlikte bir motor, bir kurye, bir fatura, bir sözleşme, bir vergi de size ulaşır. Çok şiddetle beğenerek istemiş olduğunuz telefonun size ulaşması sizin isteğinizledir fakat kuryenin size ulaşacağı günü, saati, dakikayı, saniyeyi, saliseyi siz belirleyemezsiniz, evrensel sistemin çalışma bütünlüğü belirler. Daha bitmedi…</p>
<p>Telefonunuza kavuştunuz fakat birkaç gün veya birkaç ay sonra telefonunuza bir yakınızdan bir çağrı düşer. Sizi bir kutlamaya davet eder. Siz de o kutlamaya giderken yolda bir kaza yapabilirsiniz ve “ben bu kazayı yapmak istememiştim” dersiniz. Hâlbuki o kaza telefonu marketten ilk isteme komutunuzun bir getirisidir ve sizin isteğiniz sonucudur. Ya da kutlamaya giderken kaza yapmazsınız da mağaralarla dolu bir yolda mola verirsiniz. Bir mağaraya girersiniz ve bir küp altın bulursunuz. Altınları tesadüfen buldum dersiniz. Hayır, tesadüf değildir, hazine de telefon siparişinizle harekete geçirdiğiniz evrensel sistemin size bir getirisidir.</p>
<p>Evet, her an, en az bir veya birkaç, şiddetli veya şiddetsiz “istekler” kalbimizden ve beynimizden sürekli geçmektedir. Evrene her saniye, her dakika, her saat, her gün, her yıl yüzlerce, binlerce, milyonlarca komutlar yani istekler yağdırmaktayız. Bir isteğimiz önceki veya sonraki bir isteğimizin harekete geçirdiği evrensel oluşumu ya engellemektedir ya da pekiştirmektedir. İsteklerimizdeki gecikmeler veya vaktindelikleri diğer isteklerimiz de belirlemektedir, isteme şiddetine bağlı olmadan.</p>
<p>“Tek bir şey istiyorum, bu kadar karışık anlatmaya gerek yok” diyorsanız bu sadece sizin düşünceniz. Maalesef evren sizin kadar sade düşünmüyor. Sizin isteklerinizi “önemli”, “önemsiz”, “acil”, “yavaş” olarak algılamıyor. Sizin her bir isteğinizin ve her an gerçekleşen sayısız isteklerinizin hepsini sizin beyninizden, kalbinizden, dilinizden çıktığı anda “kesin komut” kabul edip karışık fakat asla karışmayan bir sistemle hemen gerçekleştirme sürecine başlıyor. Sonucu size sizin beklemediğiniz, bilemediğiniz bir zamanda ve isteğinize bağlı olarak gerçekleşen sayısız olay ve olgu ile size geri veriyor. Siz; “ben bunu istemiştim, bunu istememiştim, bu zamanında oldu, bu geç oldu, bu erken oldu, bu oldu, bu olmadı” vs. gibi yorumlarla meşgul oluyorsunuz.</p>
<p>Evrensel sistemi sadece siz harekete geçirmiyorsunuz. Canlı ve cansız diyebileceğimiz tüm birimler her an sayısız isteklerle evrene sürekli komutlar veriyor. Evren hiçbir zerreyi istisna etmeden her isteği hemen işleme alıyor ve sonuca bağlamak için sürekli dalgalanıyor. İsteklerimizdeki gecikmeler veya vaktindelikleri diğer birimlerin de istekleri belirlemektedir, bizim isteme şiddetimize bağımlı olmadan.</p>
<p>Evrensel sistemin asla karışmayan sonsuz karışık sisteminden ürken sûfiler “hiçbir şey istememek”i istemeyi denerler. Fakat evrensel sistem “hiçbir şey istememeyi” de “istek” kabul edip o sûfînin başına her türlü çorabı örmeye başlar. “İstememeyi” dahi “istediği” için onu bin pişman eder.</p>
<p>Evrensel sistemin bu gerçeği karşısında istediğini istediği anda oluşturabilmek Rasullerin, Nebîlerin ve velîlerin dahi güç ve imkânı dışındadır. Belki birkaç mucize, birkaç keramet göze çarpar ama göze çarpması gereken asıl mucizeleri ve asıl kerametleri onların dahi evrensel sistem karşısında evrensel sistemin gereğini sonuna kadar yaşamış olmalarıdır.</p>
<p>Rasulullah “İSLÂM”ı anlatabilmek isteği için yaklaşık yirmi beş yıl uğraşmış, pek az mutluluklar yaşamış, başına ve sevdiklerinin başına ise hiç istemediği (???) binlerce çok acı olaylar gelmiştir. Hiç istemediği olaylar (???) O’nun İslâm’ı tebliğ isteğinden doğmamış mıdır?</p>
<p>Dua ve istek söz konusu olunca halkımız hemen “her şeyin hayırlısını isteyelim, Allah hayırlıysa versin, hayırsızsa vermesin” der. Der demesine fakat “her şeyin hayırlısını istemek” aynı anda hayırlı olarak kabul edemeyeceğimiz binlerce hayırsız (???) olayın oluşturulma komutunu evrene vermekten başka nedir ki?</p>
<p>Sonuç olarak…</p>
<p>Evrenin zaman anlayışında “vaktinden önce”, “vaktinde”, “vaktinden sonra” diye bir şey yok. Evrensel sistem ve evrensel zamanda “her şey tam vaktinde”dir. Biz beğensek de beğenmesek de.</p>
<p>Evrenin isteklerimizi “şiddetli istek”, “şiddetsiz istek”, “şiddeti geçmiş istek” vs. gibi kategorilere ayırma gibi bir mantığı yok. Evren şiddetli veya şiddetsiz tüm istekleri sadece “istek” olarak işleme alır. Biz beğensek de beğenmesek de. (“İstemekte ısrar edin” tavsiyesi isteği çabuklaştırmak veya oluşturmak için değildir, aynı isteği birden çok tekrarlamak ve getirisini çoğaltmak içindir.)</p>
<p>Evrenin istekleri gerçekleştirme düşüncesinde “hayırlı” veya “hayırsız” ayrımı da yok, evrene göre her şey “yerli yerinde”. Biz beğensek de beğenmesek de.</p>
<p>İstekler ve gerçekleşme sistemini ve zamanını ben biraz karışık anlattım, aslında sistem çok çok daha karışık fakat karışmayan yapıda. Gerisini siz düşünün, çok çok daha karışık olup da hiç karışmayan evrensel yapı bütünselliğinin derinliklerine kendiniz inmeye çalışın. Çünkü benim de kafam karışık, tevazu söylemi değil, gerçekten, ben de bu zamansallık paradoksunu çözebilecek kabiliyette değilim.</p>
<p style="text-align:right;">Kemal Gökdoğan<br />
<a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</a><br />
<a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com">kemalgokdogan@gmail.com</a></p>
<p style="text-align:left;"><strong>NOT:</strong></p>
<p>Bir kardeşimiz samimi bir dil ile şu mesajı göndermiş:</p>
<p><em>“… Kemal bey ben de tam bugün bu olgu içindeydim. İşe gireceğim iş olmuyor. Hastaneye gideceğim sigortam yok. İşe başlarsam sigortam olacak o da buna bağlı. Sonra evde duruyorum net bozuk. İlim öğreneceğim o olmuyor. Dua ediyorum, o kadar diyorum neden diye düşünüyordum. Yazıyı okudum ama biraz daha açıklar mısınız ben bir yerde hata mı yaptım diyordum.”</em></p>
<p><strong>Mesaja aşağıdaki cevabı verdim ve dostlarla paylaşmanın faydalı olacağını düşündüm:</strong></p>
<p>Evrensel sistem çok karışıktır ama bizim yaşamımız çok basittir. Yaşam ve dünya koşulları neyi gerektiriyorsa onu yapmamız yeterlidir. Bir iş olmuyorsa hemen başka bir iş aramalıyız. Bulduğumuz işte sabretmeliyiz. İyi çalışmalıyız ki sigortamız başlatılsın ve tam yatırılsın.</p>
<p>İlim öğrenmek için önce dünyasal işlerimizi yoluna koymalıyız ve boş vakitlerimizde ilim öğrenmeye çalışmalıyız. İşimiz, gelirimiz, sigortamız yani sosyal güvencemiz yokken ilim öğrenmek çok zor olur.</p>
<p>Sizin herhangi bir yerde hata yaptığınızı söylemek çok zor. Zahiri şartları yerine getirmeye devam edin, istediğiniz şeyler kolaylıkla oluşacaktır.</p>
<p>Evet gördüğünüz gibi evrensel sistem çok karışık fakat bizim yaşamımız çok basit ve sade. Benim bahsettiğim şeyler evrensel sistemin işleyişi hakkında sadece kişisel yorumumdur. Kişisel yorumumu pratik yaşamda çok fazla dikkate almayın.</p>
<p>Selam ve saygılar</p>
<p>K.G.</p>
<p>&nbsp;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3117/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3117&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/16/vakti-zamani-varmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2012/01/sorular-cevaplar.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">sorular-cevaplar</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Rasulullah Hakaret Eder Mi?</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/13/rasulullah-hakaret-eder-mi/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/13/rasulullah-hakaret-eder-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 19:17:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Sorular-Cevaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3107</guid>
		<description><![CDATA[BİR DOST SORMUŞ: Sarımsak konulu bir yazıdan alıntı : Ömer bin Hattab’dan (radıyallahu anh): “Ben mescidde, Rasûlullah’ı soğan ve sarımsak kokusunu aldığı bir kimseyi, mescidden çıkarılmasını emrederken gördüm. Bu adam, Bâki kabristanlığına kadar mescidden zaklaştırılmıştı.” (Müslim). Bu hadis sizce doğru mudur.Resulullah böyle bir şey yapar mı?Resuller böyle yapar mı ? Birini bir toplumdan bu şekilde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3107&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR DOST SORMUŞ:</strong></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2010/11/sorular.jpg"><img class="alignleft  wp-image-1536" title="sorular" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2010/11/sorular.jpg?w=123&#038;h=120" alt="" width="123" height="120" /></a>Sarımsak konulu bir yazıdan alıntı : <strong><em>Ömer bin Hattab’dan (radıyallahu anh): “Ben mescidde, Rasûlullah’ı soğan ve sarımsak kokusunu aldığı bir kimseyi, mescidden çıkarılmasını emrederken gördüm. Bu adam, Bâki kabristanlığına kadar mescidden zaklaştırılmıştı.” (Müslim).</em></strong> Bu hadis sizce doğru mudur.Resulullah böyle bir şey yapar mı?Resuller böyle yapar mı ? Birini bir toplumdan bu şekilde uzaklaştırır mı?<span id="more-3107"></span> Bu konuda bir bilginiz var mıdır ? Sevgilerle.</span></p>
<p><strong>CEVABIMIZ:</strong></p>
<p>Rasulullah’ın sarımsağın-soğanın kendisine veya kokularına karşı bir tepkisi ve tiksintisi olduğunu zannetmiyorum. Rasulullah’ın tepkisi, olsa olsa, ağzındaki rahatsız edici kokuyla başkalarına rahatsızlık vermek eylemine karşıdır.</p>
<p>Sarımsak/soğan yemiş insanın ağzından çıkan &#8220;rahatsız edici koku&#8221;yu Rasulullah&#8217;ın sevmediği hakkında hiç bir hadis rivayeti olmasa dahi öyle olduğunu tereddütsüz kabul ederim. Rasulullah sadece sarımsak-soğan kokusu değil &#8220;rahatsız edici&#8221; tüm kötü kokuları sevmeyecek bir hassasiyettedir. Buna alkol, sigara, ayak, çorap, amonyak-mentol katkılı parfümler, ağır hacı yağları, fırçalanmamış diş, yellenmek, genirmek vb. yollarla insanlara her çağda eziyet veren tüm kötü kokuları da dahil edebiliriz.</p>
<p>Bahsettiğiniz yazının tamamında, ağzındaki kötü kokusu nedeniyle sert muameleye tabi tutularak mescitten çıkarılan adamın durumu sizin gibi benim de dikkatimi çekti. Bana da, ilk anda, bu rivayet zayıf veya abartılı gibi geldi.  Fakat biraz düşündüm, gerçek yönü de olabilir mi dedim ve kendimi daha geniş yorumlar getirmeye zorladım.</p>
<p>Bizim için bu çağda mescitteki bir adama “sarımsak kokuyorsun, haydi yallah dışarı” diye bağırmak o adama çok ağır bir hakaret olarak kabul edilir. Adamın kalbi, gururu kırılır. Daha sessiz ve daha nazik uyarı yapmak bu çağa daha uygundur.</p>
<p>Bin beş yüz yıl öncesinin Arabistan’ında bir adama “Sen kötü kokuyorsun, haydi yallah dışarı” deyip bir yere kadar götürüp bırakmak belki de o çağ için hakaret kabul edilmiyor olabilir. Belki de o adam kendisinin sert şekilde uyarıldığından memnun olmuştur. Belki de sert uyarı için memnun olup teşekkür dahi etmiştir ve bir daha aynı hataya düşmemiştir. Bu tür uyarılar o çağ için hem uyaranın hem uyarılanın gayet mert ve medenî karaktere sahip olduğunu gösteriyor olabilir. Bilmiyorum, olayın iç yüzü nedir? Ben böyle düşünmek istiyorum.</p>
<p>Bizler de, keşke, hatamızı yüzümüze karşı mertçe ve sertçe söyleyenlere karşı o Arabî gibi medeni ve mert bir davranış gösterebilsek, uyarıyı bize yapılmış bir iltifat ve bir iyilik kabul edebilsek.</p>
<p>Çağlara ve toplumlara göre standart kültür kalıpları yoktur. Her olayı içinde bulunduğu çağ ve topluma göre düşünmeliyiz. Hatta aynı çağ ve aynı toplum içinde farklı çevrelerde dahi kültürel davranışlar çok farklı anlaşılabiliyor. Örneğin…</p>
<p>Bizim yöremizde misafir gelince veya misafirliğe gidilince sofradakileri silip süpürmek ve gerisini istemek çok büyük bir iltifattır. Ev sahibi de memnun olur misafir de memnun olur. Ve ziyafet sonunda ev sahibi misafirine diş kirası olarak altın, para, vb. bir hediye dahi sunar. Az yemek, tabakta artık bırakmak, mızmızlanmak ev sahibine çok büyük hakaret kabul edilir. Ev sahibi tok dahi olsa açmış gibi misafirle birlikte ve misafirden daha fazla yemek yer ki misafir daha çok ve daha rahat yesin.</p>
<p>Bizim evde de aynı kültür vardı. Ben bu kültürle İstanbul’a gittim. Üniversite öğrenciliğimin ilk yıllarında misafirliğe gittiğim yerlerde sofrada önüme konulan her şeyi silip süpürüyordum. Ve iltifat olsun diye gerisi var ise biraz daha alabileceğimi söylüyordum. Tabakları da öyle bir sünnetliyordum ki (temizliyordum ki) yıkamaya gerek kalmıyordu. Bir müddet sonra, İstanbul kültürüyle yetişmiş bir akrabamdan fırçayı yedim. Meğerki İstanbul kültüründe az yemek, tabağın içinde bir miktar artık yemek bırakmak, ilâveyi “Ay çok doydum patlamak üzereyim” diyerek reddetmek nezaketmiş. (İstanbul kültürünü de tek model kabul edemeyiz ama baskın kültürü genelleme yapabiliriz)</p>
<p>Ben İstanbul kültürüne bir türlü ısınamadım ama gittiğim yerlerde bir daha akrabamı mahcub etmedim. Bu örneğe göre düşünürsek…</p>
<p>Hadis rivayetlerinde okuduğumuz bazı şeyleri bizim şimdiki kültürümüze, medeniyetimize, nezaket ve hakaret anlayışımıza uymuyor diye peşin peşin reddetmek de doğru değildir. Hadis rivayetlerinde bahsedilen ve bize ters düşebilen bazı olaylara sosyokültürel açıdan daha geniş bakmamız gerekiyor.</p>
<p>Selam, sevgi ve saygılar</p>
<p>NOT:<br />
Dr. Güçlü Ildız’ın “Sarımsak” yazısını “<a href="http://www.sufizmveinsan.com/konuk/sarimsak.html">buraya tıklayıp</a>” okuyabilirsiniz.</p>
<p style="text-align:right;">Kemal Gökdoğan<br />
<a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</a><br />
<a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com">kemalgokdogan@gmail.com</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3107/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3107&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/13/rasulullah-hakaret-eder-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2010/11/sorular.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">sorular</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>CEVAPSIZ SORULAR SORUSUZ CEVAPLAR</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/07/cevapsiz-sorular-sorusuz-cevaplar/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/07/cevapsiz-sorular-sorusuz-cevaplar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 16:22:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3096</guid>
		<description><![CDATA[bilmeceler bulmacalar cevapsız sorular varlıklar yokluklar sorusuz cevaplar nedir tüm bunlar bilemedim eli boş geldim bu âleme eli boş gidiyorum meçhûle ben . benlikte seni mi düşünüyorum seni düşünmeyi mi düşünüyorum ne yapsam bu müthiş bilmeceyi çözemiyorum seni düşünmeyi mi düşünüyorum seni mi düşünüyorum benlikte senlikte seni mi seviyorum seni sevmeyi mi seviyorum neyi sevdiğimi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3096&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/11/imagesca3axgko.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1038" title="üzgünüm" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/11/imagesca3axgko.jpg?w=500" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">bilmeceler bulmacalar cevapsız sorular</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">varlıklar yokluklar sorusuz cevaplar</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">nedir tüm bunlar bilemedim</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">eli boş geldim bu âleme</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">eli boş gidiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">meçhûle</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ben</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">.</span></strong></p>
<p><span id="more-3096"></span></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">benlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni mi düşünüyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni düşünmeyi mi düşünüyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ne yapsam bu müthiş bilmeceyi çözemiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni düşünmeyi mi düşünüyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni mi düşünüyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">benlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">senlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni mi seviyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni sevmeyi mi seviyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">neyi sevdiğimi hiç mi hiç bilemiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni sevmeyi mi seviyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni mi seviyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">senlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">varlıkta</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen mi varsın ben mi </span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">hem sen hem de ben mi varım</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">varlık kapısındaki genişlikte kavrayamıyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">hem sen hem de ben mi varım</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen mi varsın ben mi </span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">varlıkta</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">yoklukta</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen mi yoksun ben mi </span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">hem sen hem de ben mi yokum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">yokluk vadisindeki darlıkta anlayamıyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">hem sen hem de ben mi yokum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen mi yoksun ben mi</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">yoklukta</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">sessizlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen suskun ben suskun</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ezelden ebede ne bir ses ne bir nefes</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">neredesin sen  neredeyim ben  bulamıyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ezelden ebede ne bir ses ne bir nefes</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen suskun ben suskun</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sessizlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">sensizlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">senden  gelen yollar açık</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">benden sana giden  yollar açık</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">nereden nereye gideceğimi sezemiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">benden sana giden  yollar açık</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">senden  gelen yollar açık</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sensizlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">bensizlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">gerçek sen isen ben neyim</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sadece gerçek ben isem sen nesin</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">gerçekler denklemini sadeleştiremiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sadece gerçek ben isem sen nesin</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">gerçek sen isen ben neyim</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">bensizlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">bilmeceler bulmacalar cevapsız sorular</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">varlıklar yokluklar sorusuz cevaplar</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">nedir tüm bunlar bilemedim</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">eli boş geldim bu âleme</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">eli boş gidiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">meçhûle</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ben</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Kemal Gökdoğan</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;"><a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/"><span style="color:#c0c0c0;">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</span></a></span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;"><a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com"><span style="color:#c0c0c0;">kemalgokdogan@gmail.com</span></a></span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">bilmeceler bulmacalar cevapsız sorular</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">varlıklar yokluklar sorusuz cevaplar</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">nedir tüm bunlar bilemedim</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">eli boş geldim bu âleme</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">eli boş gidiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">meçhûle</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ben</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">benlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni mi düşünüyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni düşünmeyi mi düşünüyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ne yapsam bu müthiş bilmeceyi çözemiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni düşünmeyi mi düşünüyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni mi düşünüyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">benlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">senlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni mi seviyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni sevmeyi mi seviyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">neyi sevdiğimi hiç mi hiç bilemiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni sevmeyi mi seviyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">seni mi seviyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">senlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">varlıkta</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen mi varsın ben mi </span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">hem sen hem de ben mi varım</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">varlık kapısındaki genişlikte kavrayamıyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">hem sen hem de ben mi varım</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen mi varsın ben mi </span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">varlıkta</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">yoklukta</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen mi yoksun ben mi </span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">hem sen hem de ben mi yokum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">yokluk vadisindeki darlıkta anlayamıyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">hem sen hem de ben mi yokum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen mi yoksun ben mi</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">yoklukta</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">sessizlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen suskun ben suskun</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ezelden ebede ne bir ses ne bir nefes</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">neredesin sen  neredeyim ben  bulamıyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ezelden ebede ne bir ses ne bir nefes</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sen suskun ben suskun</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sessizlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">sensizlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">senden  gelen yollar açık</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">benden sana giden  yollar açık</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">nereden nereye gideceğimi sezemiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">benden sana giden  yollar açık</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">senden  gelen yollar açık</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sensizlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">bensizlikte</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">gerçek sen isen ben neyim</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sadece gerçek ben isem sen nesin</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">gerçekler denklemini sadeleştiremiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">sadece gerçek ben isem sen nesin</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">gerçek sen isen ben neyim</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">bensizlikte</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">bilmeceler bulmacalar cevapsız sorular</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">varlıklar yokluklar sorusuz cevaplar</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">nedir tüm bunlar bilemedim</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">eli boş geldim bu âleme</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">eli boş gidiyorum</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">meçhûle</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;">ben</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Kemal Gökdoğan</span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;"><a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/"><span style="color:#c0c0c0;">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</span></a></span></strong><br />
<strong><span style="color:#c0c0c0;"><a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com"><span style="color:#c0c0c0;">kemalgokdogan@gmail.com</span></a></span></strong></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>bilmeceler bulmacalar cevapsız sorular</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>varlıklar yokluklar sorusuz cevaplar</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>nedir tüm bunlar bilemedim</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>eli boş geldim bu âleme</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>eli boş gidiyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>meçhûle</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>ben</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>benlikte</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>seni mi düşünüyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>seni düşünmeyi mi düşünüyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>ne yapsam bu müthiş bilmeceyi çözemiyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>seni düşünmeyi mi düşünüyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>seni mi düşünüyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>benlikte</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>senlikte</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>seni mi seviyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>seni sevmeyi mi seviyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>neyi sevdiğimi hiç mi hiç bilemiyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>seni sevmeyi mi seviyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>seni mi seviyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>senlikte</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>varlıkta</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sen mi varsın ben mi </strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>hem sen hem de ben mi varım</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>varlık kapısındaki genişlikte kavrayamıyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>hem sen hem de ben mi varım</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sen mi varsın ben mi </strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>varlıkta</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>yoklukta</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sen mi yoksun ben mi </strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>hem sen hem de ben mi yokum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>yokluk vadisindeki darlıkta anlayamıyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>hem sen hem de ben mi yokum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sen mi yoksun ben mi</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>yoklukta</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>sessizlikte</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sen suskun ben suskun</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>ezelden ebede ne bir ses ne bir nefes</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>neredesin sen  neredeyim ben  bulamıyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>ezelden ebede ne bir ses ne bir nefes</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sen suskun ben suskun</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sessizlikte</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>sensizlikte</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>senden  gelen yollar açık</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>benden sana giden  yollar açık</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>nereden nereye gideceğimi sezemiyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>benden sana giden  yollar açık</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>senden  gelen yollar açık</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sensizlikte</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>bensizlikte</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>gerçek sen isen ben neyim</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sadece gerçek ben isem sen nesin</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>gerçekler denklemini sadeleştiremiyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>sadece gerçek ben isem sen nesin</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>gerçek sen isen ben neyim</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>bensizlikte</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>bilmeceler bulmacalar cevapsız sorular</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>varlıklar yokluklar sorusuz cevaplar</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>nedir tüm bunlar bilemedim</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>eli boş geldim bu âleme</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>eli boş gidiyorum</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>meçhûle</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong>ben</strong></span></p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong>Kemal Gökdoğan</strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong><a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/"><span style="color:#c0c0c0;">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</span></a></strong></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;"><strong><a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com"><span style="color:#c0c0c0;">kemalgokdogan@gmail.com</span></a></strong></span></p>
<p style="text-align:left;"> </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3096/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3096&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/07/cevapsiz-sorular-sorusuz-cevaplar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/11/imagesca3axgko.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">üzgünüm</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salavat</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/04/salavat/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/04/salavat/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 15:34:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Sorular-Cevaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3086</guid>
		<description><![CDATA[Bir kaç gündür aklıma takılan bir konu var: Salavatlar&#8230;Hz. Muhammed (sas) kendisine salavat getirilmesini istiyor çeşitli hadislerde.(Adı anıldığında selam göndermeyenin cimriliğinden, burnunun sürtülmesinden vs.). Ben salavatın hesabında değilim tabiki. O&#8217;na selam gönderebilmek benim için şeref. O en yüce insan , Allahın habibi, ümmeti ümmeti diyen kişi,&#8230;&#8230;Merak ettiğim: salavat bize bu dünya ve öbür dünyada nasıl [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3086&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#ff0000;">Bir kaç gündür aklıma takılan bir konu var: Salavatlar&#8230;Hz. Muhammed (sas) kendisine salavat getirilmesini istiyor çeşitli <a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2010/11/sorular1.jpg"><span style="color:#ff0000;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1538" title="sorular" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2010/11/sorular1.jpg?w=150&#038;h=121" alt="" width="150" height="121" /></span></a>hadislerde.(Adı anıldığında selam göndermeyenin cimriliğinden, burnunun sürtülmesinden vs.). Ben salavatın hesabında değilim tabiki. O&#8217;na selam gönderebilmek benim için şeref. O en yüce insan , Allahın habibi, ümmeti ümmeti diyen kişi,&#8230;&#8230;Merak ettiğim: salavat bize bu dünya ve öbür dünyada nasıl bir fayda sağlıyor? Bu salavat nitelindeki kelimelerin beynimizde nasıl bir açılım yapması bekleniyor? Kesin, net, bir cevap tabiki beklemiyorum ama bu konuda fikirlerinizi, yorumlarınızı okumayı çok isterim.<span id="more-3086"></span> Teşekkürler.</span> [BİR KARDEŞİMİZİN SORUSU]</p>
<p>CEVABIMIZ:</p>
<p>Salavat Arapçada “dua” demektir. Rasulullah’a salavatın şöyle bir genel anlamı vardır. O’nun adını (Ahmed, Mahmud, Muhammed gibi) veya sıfatlarını (Rasulullah, Nabiyullah) veya lâkablarını/künyesini (Muhammed el-emin, Ebul Kasım gibi) duyunca “Allah’ım hayır ve iyiliklerin O’nun üzerine olmasını diliyorum”</p>
<p>Birisinin diğeri için yaptığı her dua salavat kapsamındadır ancak salavat kavramı geleneksel olarak sadece Rasulullah’a özgülenerek neredeyse “altıncı farz” gibi bir şeye dönüşmüştür. Bu dönüşümü de sağlamak için de Rasulullah’a ait olup olmayacağı asla bilinemeyecek olan pek çok hadis rivayet edilmiş veya uydurulmuştur.</p>
<p>Rasullüğün Nebîliğin en büyük özelliklerinden birisi dillerinden ve gönüllerinden dost veya düşman hiç mi hiç kimseye, hiç mi hiçbir topluma, hiç mi hiçbir inanca karşı BEDDUA etmemeleridir. Bu esasa göre, bana dua etmeyenin burnu sürtülsün tarzındaki bir rivayetin Allah Rasulü Muhammed Mustatafa’ya atfedilmesini ben asla ve asla kabul etmiyorum. Kur’an okunduğu zaman görülecektir ki Hz. Muhammed’den önceki Rasullerin Nebîlerin kavimlerine karşı BEDDUALARI yani salavatın tersi olan kötü duaları vardır ve kavimler o beddua üzerine helak edilmiştir. Hz. Muhammed a.s. ise BEDDUA etmemiştir ve tüm beddua rivayetleri bana göre anlamsızdır.</p>
<p>Bu durumda “Muhammed” veya daha başka ismini, sıfatını, lâkabını, ünvanını vb. duyunca alel acele allahummesallialaseyyidina vs. vb. hızlı tekerlemeler getirmek çok gereksizdir. Fakat halkımız salavat getirmenin güzel bir şey olduğuna inanmış bu nedenle salavat getirmeye de karşı değilim. Ben O’nun ismini duyduğum zaman genellikle salavat tekerlemeleri yapmam. Çünkü…</p>
<p>O’nun benim getireceğim salavat tekerlemelerine ihtiyacı yok. Benim O’nun İLMİNİ ve HÂLİNİ öğrenmeye ihtiyacım var. O’ndan bir harf İLİM öğrenmeyi O’na trilyonlarca salavat getirmeye tercih ederim. O’nun tüm ömrü boyunca gıybetsiz HÂLİNİ bir gün yaşamak için her şeyimi verirdim.</p>
<p>Salavat getirmenin en büyük getirisi şu olabilir…</p>
<p>Biz insanlar din ve dünya bilgilerimizi en evvel çevremizden duyarak öğreniyoruz. “Muhammed” isminin duyulduğu yerde çocuklar veya  gençler oradaki büyüklerin salavatlar getirdiğini ellerini yüzlerine sürdüklerini görüyorlar. Ve o ismin sahibine karşı bilinçaltlarında ve düşüncelerinde bir merak ve ilgi uyanıyor. “Muhammed” isminin sahibini araştırmaya ve ‘Onu tanımaya çalışıyorlar. Bunu bir fayda olarak kabul edebiliriz.</p>
<p>Sufilerin çok bilinçli olarak veya vatandaşların zikir niyetiyle okudukları salavatların beyinde bazı açılımlar yaptığı söyleniyor. Bu söylem bir düşüncedir, bir yorumdur. Beyinde açılım yapar veya yapmaz demek de bir yorum olacaktır. Bu nedenle beyin/bilinç/kalp üzerinde şu etkisi vardır veya yoktur diyemeyeceğim çünkü bilmiyorum.</p>
<p>Bildiğim şeyi söyleyebilirim. Salavatı zikir sistemiyle okuyanların beyni o isme karşı ilgi duyar. İlgi duyar ama duyduğu ilginin içini o ismin sahibinin ilmi ve hâli ile doldurmak gerekir. Bu doldurum yapılmıyorsa bilgisayara salavat CD’sini takarak gece gündüz bilgisayara salavat okutmaktan farkı kalmaz. Salavat çeken bilgisayara o salavatın ne kadar faydası oluyorsa ne kadar açılımı oluyorsa sadece salavat çeken fakat içini doldurmayan insana da o kadar faydası olur.</p>
<p>Bize bu dünyada ve öbür dünyada faydası olacak şeyler bellidir onların içinde de salavat getirmek yoktur.</p>
<p>Bize her iki âlemde faydası olacak şeyleri aşağıdaki alıntıdan okuyabiliriz:</p>
<p><em>SUAL:</em><br />
<em>Ölü adına yapılan hayırların ve okunan surelerin ölüye fayda vereceğini ayet ve hadislerle açıklar mısınız?</em></p>
<p><em>CEVAP/ Sorularla İslamiyet:</em><br />
<em>Hayatta iken yaptıklarının, vefatından sonra kişinin kendisine ulaşacağını ifade ve hayatta iken hayır yapmaya teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır.(1) Peygamber Efendimiz (s.a.v)</em></p>
<p><em>&#8220;İnsan ölünce (salih) ameli kesilir. Ancak üç amel (in sevabı) kesilmez: Sadaka-i câriye (kamuya yararlı sadaka), faydalanılan bir ilim ve arkasında kendisine dua edecek hayırlı bir çocuk bırakmak”(2) buyurarak buna işaret etmiştir. Ebû Hureyre&#8217;den rivâyet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) amellerin sayısını (sadaka-i cariyeyi tafsil etmek suretiyle) çoğaltarak:</em></p>
<p><em>&#8220;Mü&#8217;min&#8217;e ölümünden sonra amel ve hasenatından ulaşacak şey: Öğretip yaydığı ilim, bıraktığı salih evlat, miras bıraktığı Mushaf, yaptığı mescit, yolcu için yaptığı ev, akıttığı ırmak ve sağlığında malından verdiği sadakadır.&#8221;(3) buyurmuşlardır.</em></p>
<p><em>Başka bir hadisin ifadesiyle;</em></p>
<p><em>&#8220;Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır: ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır.(4)</em></p>
<p><em>Bu ve benzeri (5) hadis-i şeriflerden de anlaşılacağı üzere insan, dünyada iken kendisinin yaptığı veya başkalarının yapmasına vesile olduğu amellerden istifade edecektir. Zaten bunda alimler de ittifak etmişlerdir.(6) Fakat kişinin ölümünden sonra başkalarının kendisi için yapacakları iyi işlerin sevabının veya bunlardan hangisinin ulaşıp ulaşmayacağı konusunda ihtilaf edilmiştir.</em></p>
<p><em>Mu&#8217;tezile mezhebi, ölüye dirilerin yaptıkları hiç bir şeyin fayda vermeyeceğini iddia eder.(7) Onlar iddialarına delil olarak da</em></p>
<p><em>&#8220;İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.&#8221;(8)</em></p>
<p><em>&#8220;Siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.&#8221;(9)</em></p>
<p><em>&#8220;Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine, yaptığı fenalığının zararı da yine kendinedir.”(10) gibi ayetleri gösterirler.</em> [tamamını bağlantıdan okuyabilirsiniz]</p>
<p><a href="http://www.sorularlaislamiyet.com/article/14371/olu-adina-yapilan-hayirlarin-ve-okunan-surelerin-oluye-fayda-verecegini-ayet-ve-hadislerle-aciklar-misiniz.html">http://www.sorularlaislamiyet.com/article/14371/olu-adina-yapilan-hayirlarin-ve-okunan-surelerin-oluye-fayda-verecegini-ayet-ve-hadislerle-aciklar-misiniz.html</a></p>
<p style="text-align:right;">Kemal Gökdoğan<br />
<a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</a><br />
<a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com">kemalgokdogan@gmail.com</a></p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;"> <span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/04/salavat/"><img src="http://img.youtube.com/vi/B1JmfzuQr8I/2.jpg" alt="" /></a></span></p>
<p style="text-align:left;"> </p>
<p style="text-align:left;"> </p>
<p style="text-align:left;"> </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3086/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3086&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2012/01/04/salavat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2010/11/sorular1.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">sorular</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Üzgünüm</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/24/uzgunum-2/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/24/uzgunum-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 01:52:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=1037</guid>
		<description><![CDATA[sana koşamamanın çöküntüsü var içimde sana akamamanın tarifsiz acısı özümde senden uzaklığımın hüznü yüreğimde üzgünüm üzgünüm senden uzaklığımın hüznü yüreğimde sana akamamanın tarifsiz acısı özümde sana koşamamanın çöküntüsü var içimde *** ** * karşılıksız sevgine karşılık istemesen de seni sevsem de sevmesem de beni benden çok seven sensin biliyorum sensin sensin biliyorum beni benden çok [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=1037&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;"><a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/11/imagesca3axgko.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1038" title="üzgünüm" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/11/imagesca3axgko.jpg?w=500" alt=""   /></a></span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sana koşamamanın çöküntüsü var içimde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sana akamamanın tarifsiz acısı özümde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">senden uzaklığımın hüznü yüreğimde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">senden uzaklığımın hüznü yüreğimde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sana akamamanın tarifsiz acısı özümde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sana koşamamanın çöküntüsü var içimde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">***<span id="more-1037"></span></span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">**</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">*</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">karşılıksız sevgine karşılık istemesen de</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni sevsem de sevmesem de</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">beni benden çok seven</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sensin biliyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sensin</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sensin biliyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">beni benden çok seven</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni sevsem de sevmesem de</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">karşılıksız sevgine karşılık istemesen de</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">seni de ben</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">karşılıksız sevmek isterdim</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">beni sevsen de sevmesen de</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni senden daha çok sevmek isterdim</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni senden ve kendimden daha çok sevmek isterdim</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni senden daha çok sevmek isterdim</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">karşılıksız sevmek isterdim</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni de ben</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sana karşılık veremediğim için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni sevmeyi bilemediğim için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni sevmeyi bilemediğim için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sana karşılık veremediğim için</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">neden bilemiyorum ama sana doğru akamıyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">çözemiyorum seni çözemiyorum beni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni sevdiğimi düşünemiyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni düşünemiyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni sevdiğimi düşünemiyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">çözemiyorum seni çözemiyorum beni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">neden bilemiyorum ama sana doğru akamıyorum</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sen yakınsın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen bana benden yakınsın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ben uzağım sana ben uzağım kendime</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">neden sen bana senden daha çok yakınsın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ben mi istedim seni hayır hatırlamıyorum seni istediğimi</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">neden sen bana senden daha çok yakınsın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ben uzağım sana ben uzağım kendime</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen bana benden yakınsın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen yakınsın</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sana koşamamanın çöküntüsü var içimde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sana akamamanın tarifsiz acısı özümde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">senden uzaklığımın hüznü yüreğimde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">senden uzaklığımın hüznü yüreğimde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sana akamamanın tarifsiz acısı özümde</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sana koşamamanın çöküntüsü var içimde</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">belki de kendimi kandırıyorum sen ve ben duygularıyla</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">belki de hiç umurunda değilim senin</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">belki de haberin bile yok benden</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">belki de yalnızsın sen</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bensiz bir sensin</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bensiz bir sensin</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">belki de yalnızsın sen</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">belki de haberin bile yok benden</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">belki de hiç umurunda değilim senin</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">belki de kendimi kandırıyorum sen ve ben duygularıyla</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sen de</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">benim gibi</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bir çıkmazdasın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ben ve sen girdabındasın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">döndükçe dönüyorsun kendi ufkunda</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bensiz bir çıkmazdasın bensiz bir boşluktasın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bensizliğin verdiği tarifsiz ve çâresiz acılardasın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bensiz bir çıkmazdasın bensiz bir boşluktasın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">döndükçe dönüyorsun kendi ufkunda</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ben ve sen girdabındasın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bir çıkmazdasın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">benim gibi</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen de</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">kendimi her an kandırdığım için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sonsuzca sensiz olduğum için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sonsuzca sensiz olduğum için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">kendimi her an kandırdığım için</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sen de bensiz olduğun için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">beni umursamadığın için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgün müsün</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgün müsün</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">beni umursamadığın için</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen de bensiz olduğun için</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">cevapsız sorular</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sorusuz cevaplar</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">karşılıksız aşklar</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">umutsuz âşıklar</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sensiz hayaller</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bensiz gerçekler</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sonsuz ayrılıklar</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">olmaz vuslatlar</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">varsız yokluklar</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">yoksuz varlıklar</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">var olan yokluk</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">yok olan varlık</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">çözemedim seni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ve denklemlerini</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">bilemedim seni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">tek bilinen seni</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">sevemedim seni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">tek sevlien seni</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">ve</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sana muhtâcım</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">seni sevmeye</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">görmeye</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">muhtâcım</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">biliyorsun</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">ben seni istiyorum sadece seni.. gölgeni ve hayalini değil, biliyorsun</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">neden kendin gelmiyorsun başkasını gönderiyorsun</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">neden benimle oynuyorsun</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bildiğini biliyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bildiğini biliyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">neden benimle oynuyorsun</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">neden kendin gelmiyorsun başkasını gönderiyorsun</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ben seni istiyorum sadece seni.. gölgeni ve hayalini değil, biliyorsun</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">oynama benimle, oynama kalbimle</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">çekemem senin yüklediğin yükü</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">çekemem senin nazını niyazını</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">çekemem senin nazını niyazını</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">çekemem senin yüklediğin yükü</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">oynama benimle, oynama kalbimle</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">üzme</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ne olursun</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">daha çok üzme beni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">daha çok, daha çok bekletme beni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">kırmızı karanfil takıp geleceğim yakama</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen de beyaz ipek mendillerle ve güllerle gel</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">kırmızı bir karanfil ve beyaz bir mendil ve gül işaretimiz olsun</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen de beyaz ipek mendillerle ve güllerle gel</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">kırmızı karanfil takıp geleceğim yakama</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">daha çok daha çok bekletme beni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">daha çok üzme beni</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">ne olursun</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzme</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">biliyorum aslâ gelmeyeceksin ben de zâten beklemeyeceğim</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sensiz ve bensiz bizden geriye, kurumuş bir karanfil</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sararmış bir mendil, solmuş bir gül kalsın ve</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">varlığımızdan önce var olan</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">yokluk</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">varlığımızdan önce var olan</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sararmış bir mendil, solmuş bir gül kalsın ve</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sensiz ve bensiz, bizden geriye kurumuş bir karanfil</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">biliyorum aslâ gelmeyeceksin ben de zâten beklemeyeceğim</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">çok üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni seviyorum diyemiyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">hiç başlamayan sevgimizi aşka dönüştüremiyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen ve ben asla birlikte olamayacaksak sevgi veya aşk ne fark eder</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">bırakalım herşey olduğu gibi kalsın, sevgi de aşk da bir yanda olduğu gibi kalsın</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">sen ve ben asla birlikte olamayacaksak sevgi veya aşk ne fark eder</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">hiç başlamayan sevgimizi aşka dönüştüremiyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">seni seviyorum diyemiyorum</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">çok üzgünüm</span><br />
<span style="color:#c0c0c0;">üzgünüm</span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#999999;">Kemal Gökdoğan</span><br />
<span style="color:#999999;"><a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/"><span style="color:#999999;">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</span></a></span><br />
<span style="color:#999999;"><a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com"><span style="color:#999999;">kemalgokdogan@gmail.com</span></a></span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/1037/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=1037&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/24/uzgunum-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/11/imagesca3axgko.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">üzgünüm</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tasavvuf Ve Felsefe Akademisi</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/18/tasavvuf-ve-felsefe-akademisi/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/18/tasavvuf-ve-felsefe-akademisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 23:12:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[DUYURU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3061</guid>
		<description><![CDATA[Tüm dostları tasavvuf ve felsefe penceresinden evrensel sistemi okumak için »»»  TASAVVUF VE FELSEFE AKADEMİSİ &#8216;ne bekliyoruz.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3061&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><span style="color:#999999;">Tüm dostları tasavvuf ve felsefe penceresinden evrensel sistemi okumak için</span><br />
<a href="http://tasavvufvefelsefeakademisi.wordpress.com/"><strong>»»»  TASAVVUF VE FELSEFE AKADEMİSİ</strong> </a><span style="color:#999999;">&#8216;ne bekliyoruz.</span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3061/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3061&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/18/tasavvuf-ve-felsefe-akademisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Evrensel Şakalar</title>
		<link>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/14/evrensel-sakalar/</link>
		<comments>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/14/evrensel-sakalar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 09:47:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tasavvufdefteri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Gökdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvufdefteri.wordpress.com/?p=3057</guid>
		<description><![CDATA[Geçmiş çağların insanlarının “evren” anlayışı ile çağımız insanının “evren” anlayışı aklın ve gözün ölçüleri dikkate alınarak incelenirse; “Aynı evrende yaşıyoruz fakat kesinlikle aynı evrenin insanları değiliz” demek zorunda kalıyoruz. Eski evren anlayışında evrenin sınırı yeryüzündeki “toprak, su, ateş ve hava”dan başlıyor dünya semâsında çıplak gözle görünen Ay, Güneş ve yıldızlarda sona eriyordu. Yıldızlar gök kubbenin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3057&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/12/dusunceler.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1209" title="düşünceler" src="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/12/dusunceler.jpg?w=500" alt=""   /></a>Geçmiş çağların insanlarının “evren” anlayışı ile çağımız insanının “evren” anlayışı aklın ve gözün ölçüleri dikkate alınarak incelenirse; “Aynı evrende yaşıyoruz fakat kesinlikle aynı evrenin insanları değiliz” demek zorunda kalıyoruz.<span id="more-3057"></span></p>
<p>Eski evren anlayışında evrenin sınırı yeryüzündeki “toprak, su, ateş ve hava”dan başlıyor dünya semâsında çıplak gözle görünen Ay, Güneş ve yıldızlarda sona eriyordu.</p>
<p>Yıldızlar gök kubbenin sınırında asılı kandillerdi ve yıldızlar makro evrenin sonuydu. Daha doğrusu dünya sona eriyordu. O zamanlar “dünya” ( İngilizce: earth) kavramının yanında “evren” (İngilizce: Univerce) diye bir kavram (mefhum) dahi yoktu. İnsanlık bir dünyacıkta değil de sınırlı bir evrende yaşadığını 20.yüzyılın başında, sınırsız bir evrende yaşadığını ise 20. yüzyılın ortalarına doğru ancak öğrendi.</p>
<p>Eski evren anlayışında havada uçuşan toz zerreleri maddenin en küçük parçasıydı ve bölünemiyordu. Toz zerresi de mikro evrenin sınırı idi. En büyük cisim “Dünya” en küçük cisim “toz zerresi” idi. Güneş ve Ay göründükleri kadardı ve ancak birer tepsi büyüklüğündeydi.</p>
<p>Gözün gördüğünden biraz daha fazlasını düşünebilen nadir beyinler; “cisimler gözden uzaklaştıkça küçülür, yaklaştıkça büyür” pratik bilgisinden hareketle “Güneş” ve “Ay”ın belki de göründüğünden yüz-yüzelli kat daha büyük olabileceğine inanıyorlardı. O zamanlar için bu akıl yürütme/çıkarımsal bilgi “olağanüstü” idi.</p>
<p>İnsanlığın başlangıcından orta çağa kadar milyonlarca yıl boyunca insanlık “toz zerresi/mikro evren ve makro evren/dünyacık” arasında sıkıştı kaldı. İslâm’ın doğuşuyla birlikte dar dünya anlayışı sınırlarını genişletmeye başladı. Emevî hânedanlığı zamanında başlayarak, Abbasî hilafetiyle devam eden eski Yunan felsefe kitaplarının Arapçaya çevrilmesinin başlattığı “bilimselleşme” etkisiyle insan ilk defa kozasının/dünyacığının içinden koza dışını/evreni düşünmeye başladı.</p>
<p>(Risalet ve Nübüvvete dayalı evrensel bilgileri, Rasulullah a.s.’ın evreni sonsuz ölçülerle ve boyutlarla tanımlamalarını bu yazıda es geçiyorum&#8230;)</p>
<p>Tüm düşüncelere ve gelişmelere rağmen evren hâlâ sınırlıydı. Milyonlarca yıllık insanlık tarihinde “gök kubbenin sınırının ötesi”ne hâlâ geçilememişti. Dünyanın “gök kubbe” kozası delinememiş sonsuz ve sınırsız evrenin sırlarına henüz erilememişti.</p>
<p>Eski Yunan medeniyetiyle varlığın hakikati ilk defa o çağa göre bilimsel sistemle düşünülmeye başlandı.</p>
<p>Meselâ&#8230; bir Eski Çağ filozofu doğayı gözlüyor. Yıldızlar, Ay, Güneş, bulutlar, nehirler, mevsimler ve her şey sürekli hareket halinde. Her şey akıyor. Duran hiç bir şey yok. Filozof gözlemini bir kaç cümle ile özetliyor:</p>
<p>“Bir nehirde ancak bir kez yıkanılabilir. Çünkü ikinci kez girilen nehir aslında biraz önceki nehir değildir, sular akıp gitmiştir, nehir başka bir nehir olmuştur.”</p>
<p>Filozof bu basit gözlemine dayanarak insanı ve varlığı açıklamaya girişiyor ve;</p>
<p>“Biraz önceki var olan ben şimdiki ben değilim, biraz sonra var olacak olan ben de şimdiki ben olmayacağım”</p>
<p>diyerek “ben”in “insan”ın, “yaşam”ın&#8230; kısaca varlığın ne olduğunu düşünmeye çalışıyor. İki bin yıl sonra anlaşıldı ki bedenimizdeki hücreler her an ölmekte ve yerine yenileri gelmektedir. üç-beş yıl içinde bedenimiz başka bir beden olmaktadır.</p>
<p>Meselâ&#8230; bir başka eski çağ Yunan filozofu son sürat dönen bir topaca bakıyor. Topaç döndükçe “uğultu” şeklinde ses çıkarıyor. O zamanlar sabit ve tepsi gibi düz kabul edilen Dünya’nın da topaç gibi son sürat dönmesi halinde aynı sesi çıkarabileceğini düşünüyor. İki bin yıl sonra şimdiki çağımızda dünyanın ve diğer gök cisimlerinin dönerken çıkardıkları kulakla duyulamayan sesi teknolojik aletlerin yardımıyla dinleyebiliyoruz artık.</p>
<p>Meselâ&#8230; “Evraka, evraka&#8230; buldum, buldum” diyerek sokaklarda çığlık atarak çıplak koşturan eski çağ Yunan filozofunu hepimiz biliyoruz. Suyun kaldırma gücüyle cisimlerin özgül ağırlığı, kütlesi, hacmi arasındaki bağlantıları keşfeden filozofun formülünü hâlâ kullanıyoruz.</p>
<p>Basit gözlemler beyinde önce basit düşünceler oluşturuyordu. Basit düşünceler aklın soyut doğrularıyla katışarak daha karmaşık üst bilgilere dönüşüyordu. Eski çağ filozofları bu basit gözlemlerden yola çıkarak varlığın somut atomlardan oluştuğu bilgisine kadar yükselebilmişlerdi. Hatta bazı filozoflar evren(in)deki düzen ile sayılardaki düzeni kıyaslamışlar ve varlığın sayılardan oluştuğunu savunarak “soyut evren” modelleri dahi düşünmüşlerdi.</p>
<p>Eski çağın atomlardan (yani bölünemeyecek kadar küçük maddeden) oluşan somut evren modelini çağımızda atom boyutuyla anlamaya çalışırsak tüm evrenin temelde hidrojen atomundan oluştuğu kabulünin hâlâ geçerliliğini koruduğunu görürüz.</p>
<p>Eski çağın sayılardan (yani soyut varlıklardan) oluşan soyut evren modeli de çağımızda “kuantum” ve “string” teorileriyle açıklanan madde ötesi evren modelini anımsatmaktadır. Gerçi eski çağ filozofları evrenin yapıtaşını değil de maddenin yapıtaşını düşünüyorlardı ve evrenleri dünya ve yıldızlar arası çok dar bir mesafeydi ama maddeyi ve dünyayı açıklamak sonuçta tüm evreni açıklamakla aynı kapıya çıkar&#8230;</p>
<p>Bu arada basit gözlemlerde göze bir miktar doğru bilgi vererek insan beyninde “kısmen doğru genel kabuller” oluşturabilen evren, “çıplak gözü” aldatabilecek gösterileriyle filozoflarımızı o zamanların gayet ciddî sayılabilecek yanlış bulgularına da itebiliyordu.</p>
<p>Meselâ&#8230; Tavuk yumurtluyordu ve yumurtadan civciv çıkıyordu. Sinekler yumurtlamıyordu daha doğrusu eski çağ filozofumuz sineklerin bir kaç molekül büyüklüğündeki yumurtasını göremiyordu ama her ne hikmetse tavukların ve ineklerin gübrelerinin arasından iğne ucu büyüklüğünde sinek yavruları “yoktan yaratılıyordu”.</p>
<p>Bu gözün ve aklın pratik gözlemiydi. Fakat bir canlının yoktan var oluşu “Zeus’un yaratma gücüne inanmayan ateist filozoflar”ın bir türlü akılarına yatmıyordu. Tapınak keşişlerinin cezbeli zırvalarına birazcık kulak verselerdi “Her şeyi yüce Zeus ve yardımcı tanrıcıkları ve tanrıçacıkları yaratıyor” “kesin bilgisi(?)”ne iman edeceklerdi ve sorunları kalmayacaktı. Fakat&#8230;</p>
<p>Vardan veya yoktan yaratılış bilmecesine çok meraklı olan eski çağ filozofumuz keşişlerin “Zeus’tan aldıkları kesin bilgisi (???)” yerine gübreye burnu gömülünceye kadar eğiliyordu&#8230; bakıyordu, inceliyordu. Gübreden başka hiç bir şey görünmüyordu. Sineklerin önceden yumurtladıklarından haberi olmadığı için işin sırrını çözmek amacıyla ahırdan bir avuç gübre alıyor, bir kavanoza koyuyor ve bekliyordu. Sineklerin yavrularını doğurarak oraya gizlice koyma olasılığı da yoktu çünkü anne sinekler kavanoza giremiyordu ama bir kaç gün içinde gübreden yine sinek yavruları çıkıyordu.</p>
<p>Sinek yavrularını gübre doğurmuyordu. Onları oraya sinekler de koymuyordu. Yüce Zeus’da yaratmıyordu&#8230; çünkü o her zaman güzel tanrıçaların peşinde koşturuyor onlara kur yapmaktan sinek yaratmaya vakit bulamıyordu. Peki nasıl oluyor da gübre ortamında yoktan bir canlı yaratılıyordu? Filozofumuz olayı açıklamalıydı. Günlerce, aylarca, yıllarca düşünüyor ve nihayet açıklıyordu: “Doğada bazı canlıları yoktan yaratma ilkesi vardır. Hava, su, ateş ve toprak en uygun kıvamda ve çeşitli oranlarda birleşerek bazı canlıları yoktan yaratıyor.”</p>
<p>Filofumuzun çıplak göze ve basit deneye dayalı gözleminden doğan “aklî çıkarımı” sonuna kadar tutarlı gibi görünüyordu. Zâten mikroskobun icadına kadar tanrıya ve tanrılara inanmayan ateist filozoflar bazı canlıların doğa ilkelerince yaratıldığı teorisine bağlıydılar. Yani tanrının yaratıcılığına “iman” yerine akla daha yatkın olan doğanın yaratıcılığını “kabul” ediyorlardı.</p>
<p>Mikroskobun keşfiyle birlikte sinek yumurtaları ve daha küçük canlı türleriyle tanışıldı ve sorun böylece çözüldü. Doğada hiç bir şey yoktan var olmuyordu&#8230; her şey sebeplere bağlı olarak sonsuz bir dönüşüm halindeydi. Sonsuz dönüşüm teorisi doğanın doğaüstü işlerinin de sonunu getirmiş oldu. Evrenin gübreden sinek çıkarmak şeklindeki doğa şakası da sona erdi, filozoflar da bir daha burunlarını gübreye sokarak basit gözlemler yapmadılar.</p>
<p>Eski çağ Yunan (tüm Ege Denizi çevresi) medeniyetiyle başlayan felsefe (felsefe; bilgiyi ve bilimi sevmek, bilgiyle ve bilimle ilgilenmek anlamındadır) şimdiki bağımsız bilimlerin “eski formları”nın hepsini bünyesinde birer bilgi dalı olarak kapsamış haldeydi. Matematik, mantık, geometri, tıp, astronomi, astroloji, fizik, kimya ve diğer bilimlerin tümüne birden “felsefe” deniliyordu. Tüm bilimlerle ilgilenmeyi sevenlere-ilgilenenlere de “filozof” deniliyordu. 18.-19. yüzyıllara kadar şimdiki anlamda yani bilimsiz kuru düşünce zannedilen “felsefe” ve “felsefeci” yoktu. Felsefe denilince “bilimler”, “filozof” denilince “bilginler” anlaşılıyordu. Zamanla bilgi dalları bağımsızlık kazanarak teker teker “felsefe” bütünlüğünden koparak şimdiki ana bilim dallarını, bir bilim dalında uzmanlaşan felsefeciler de şimdiki bilim insanlarını oluşturdular. Şimdiki çağdaş bilimler ve çağdaş bilim insanlığı doğuşunu “burnunu gübreye sokan” eski çağ filozoflarına ve felsefesine borçludur.</p>
<p>Bilim ve felsefe aynılığı 19. yüzyıllara kadar devam etti. Sonra felsefenin kapsamından bilimler birer birer özgürleşerek kaçmaya başladılar&#8230; zamanla felsefenin elinde hiç birisi kalmadı. Fakat felsefe varlığını bu sefer bilimlerin felsefesi olarak devam ettirdi. Çağımızda bağımsız bilim(ler) vardır ve  o bilimin “ancak ve ancak” bilim insanı tarafından yapılabilecek “bilim felsefesi” vardır.</p>
<p>Günümüzde evrenin başlangıcı, yapısı, geleceği hakkında “felsefe” yapmak istersek bir bilim dalında&#8230; özellikle matematik-fen bilimlerinden bir bilimde uzmanlaşmış olmamız gerekmektedir. Uzman değilsek hiç mi düşünmeyeceğiz, hiç mi konuşmayacağız. Düşüneceğiz, konuşacağız ama bilim insanlarının popüler (halkın anlayacağı seviyeden) açıklamalarını anlamaya çalışarak bir şeyler üreteceğiz&#8230; Çağımızda bir insan bir bilim dalında uzman ise “bilim felsefesi” yapabilir ama uzman değilse yaptığına ancak “popüler felsefe” denilir ve eski çağların burnunu gübreye sokan filozofu kadar felsefe yapabilir.</p>
<p>***</p>
<p>Evrenimiz her ne hikmetse şakacı bir evrendir. Eline geçen fırsatları hemen kullanır. Eski filozoflara “sinek yumurtası” şakası gibi nice şakalar yapmıştı. Eski insanlara “ortada Dünya, çevresinde dolanan Ay, Güneş ve gök kubbedeki kandiller” şakasını yapmıştı. Eski çağ filozoflarına yaptığı gibi bu sefer de atom çağındaki filozoflara “ben sınırsızım ama genişlemiyorum” şakasını yapmıştı.</p>
<p>Gök kubbenin sınırı teleskoplarla aşıldıktan sonra 20. yüzyıl başlarından ortalarına kadar evrenin sınırının olmadığından dem vurulmaya başlandı. Hemen hemen Avrupa ve Amerika bilim insanlarının tamamı evrenin sınırsızlığında hem fikir olmuştu. Fakat “anlaşamayacakları” konular, olaylar, formüller, teoriler bulmak ve kıyasıya tartışmaktan eski çağ filozofları gibi çok büyük zevk alıyorlardı.</p>
<p>20. yüzyılın ortalarına doğru bir bilim insanı bilimsel çalışmalarının ve hesaplarının üzerine kurduğu bilim felsefesiyle “evrenin genişlediği” tezini öne sürdü. Rakamlar, formüller, çizimler ve mantık “evren genişliyor” diyordu. Ama genel geçer bir gözlemle ve delille henüz ispatlanamıyordu.</p>
<p>En şiddetli karşıtı olarak karşısında en başta bizim dahi 20. asrın bilgini ve filozofu olarak idolleştirdiğimiz görecelilik kuramının üstadını ve diğer bilim insanlarını buldu. Görecelikçi ve diğerleri hep bir ağızdan&#8230; “evren sınırsızdır ama genişlemiyor” diyerek kendi rakamlarını, formüllerini konuşturuyordu. Şakacı evren yine işbaşındaydı. “Ben sınırsızım ama genişlemiyorum” şakasını bu sefer de bilim insanlarına yapıyordu, onları birbirine düşürüyordu.</p>
<p>Tâki&#8230; bir bilim insanı yıldızların ve galaksilerin resimlerinde ışığın  “kızıl dalga boyuna kayma”sını görüntüleyinceye kadar bu şakası sürdü. Ama evren gizliden gizliye genişliyordu. Ay Dünya’dan, Dünya Güneş’ten, Güneş galaksi merkezinden galaksimiz diğer galaksilerden uzaklaşıyordu. Evren sürekli bir balon gibi şişiyordu. Işığın dili böyle söylüyordu.</p>
<p>İnsan&#8230; sınırsız ve genişleyen evren modelinden sonra aklın ve gözlerin sınırıyla birlikte kendi sınırlarını da kaldırdı. Bir kaç milyon yıllık insanlık tarihinde öğrenemediği bilgiyi son elli yıl içinde telafi etti. Ama aynı zamanda “az gittik uz gittik dere tepe düz gittik, evrende milyarlarca ışık yılı yol gittik, döndük bir de ardımıza baktık bir arpa boyu yol gittik” dedi ve henüz öğreneceği bilgi ve EVRENSEL SIRLAR yanında öğrendiklerinin “hiç” olduğunu da itiraf etti.</p>
<p>Özlerimiz de gözlerimiz ve akıllarımız gibi kendi sınır ötesine “bilgi” bazında geçiş yaptı.</p>
<p>Bu arada bizim şakacı evren ne yapıyor acaba? Bize teslim mi oldu? Hazinelerini bilime ve bilgiye hibe edip emekliye mi ayrıldı? Yoksa olduğu yerde yine kıs kıs gülüyor mu? Yine bize şakalar mı hazırlıyor? Yoksa&#8230;</p>
<p>Bizim “Benim gözüm de sınırsız, aklım da sınırsız, özüm de sınırsız” diye tutturduğumuz türküyü dinleyerek “Sizi bu sefer de sizi sınırsızlık şakasıyla şakaladım” mı diyor?</p>
<p>Aslında sınırlı da sınırlarını sınırsızlık görüntüleriyle mi gizliyor.</p>
<p>Evrenimizin sınırı eski gök kubbeden daha da mı aşağıda. Hatta evrenimizin sınırı beynimizin içinde başlıyor burnumuzun ucunda mı bitiyor. Yoksa evrenimizin sınırı beynimizin içinde bir nöronda başlıyor aynı nöronda mı bitiyor?</p>
<p>Yoksa, yoksa&#8230; bizim sınırsız evrenciğimiz eski çağların insanının dünyacığından çok daha mı dar? Yoksa biz bir nöron kozasının içindeyiz de o kozada “sınırsızlık rüyası” mı görüyoruz?</p>
<p>Şakacı bir evrende yaşıyorsak her an şakalanmaya hazır olmalıyız.<br />
Hiç çökmeyecekmiş gibi duran ve aniden çöken<br />
eski evren modellerinin ve bilimsel (?) kabullerin çöküşü gibi<br />
sınırsız evren,<br />
holografik evren,<br />
bigbang evren,<br />
string evren,<br />
atom ve kuantum teorileri,<br />
hücre modeli,<br />
evrim teorileri,<br />
yaratılış teorileri,<br />
enerji teorileri,<br />
ve daha nice “evrensel görünüşlerin ve bilimsel (?) kabuller”imizin<br />
bilimin,<br />
bilim felsefesinin,<br />
bilim insanlarının,<br />
ve<br />
bilim insanlarının felsefesinin<br />
burunlarını her şeye sokmaya devam ettiği müddetçe<br />
bir anda evrenin yeni bir “evrensel görünüş ve bilimsel kabul” şakasına kurban gideceğine de hazır olmalıyız.</p>
<p>Atalarımız “sabah ola hayrola” ve &#8220;Gün doğmadan neler doğar&#8221; demişler.</p>
<p style="text-align:right;">Kemal Gökdoğan<br />
<a href="http://www.tasavvufdefteri.wordpress.com/">www.tasavvufdefteri.wordpress.com</a><br />
<a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com">kemalgokdogan@gmail.com</a></p>
<p>Not:<br />
İlk yayımlanma tarihi; 29/12/2009<br />
Güncellenerek yayımlanma;14/12/2011</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tasavvufdefteri.wordpress.com/3057/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tasavvufdefteri.wordpress.com&amp;blog=6531355&amp;post=3057&amp;subd=tasavvufdefteri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvufdefteri.wordpress.com/2011/12/14/evrensel-sakalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/3c7b2f47c9ec469e65d0126c041db255?s=96&#38;d=http%3A%2F%2F1.gravatar.com%2Favatar%2Fad516503a11cd5ca435acc9bb6523536%3Fs%3D96&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">tasavvufdefteri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tasavvufdefteri.files.wordpress.com/2009/12/dusunceler.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">düşünceler</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
