İçimizdeki Divan

Geçenlerde okurken “Rical-i gayb” ve “Divan Toplantıları”gibi terimlerle karşılaştım. »”Son Buddha” yazınızı okuyunca zihnimde çeşitli çağrışımlar oldu. Tabiiki bazı şeylere takıldım. Şöyle ki: Gerçekten böyle bir toplantı var mı? Eğer varsa  bu  derece tasarruf sahibi olan başkan(Gavs-ı Azam) her zaman bir Müslüman mı? Yoksa  zaman zaman “Buddha” “Dalaylama”  gibi İslam’ı zahirde tanımayan kişiler de olabilir mi? Eğer her zaman Müslüman bir kişiyse bir SİTEMİM olacak  acizane, cahilane  (son yüzyıllarda yaşananlar için). (BİR ‘OKUR’UN SORUSU VE PAYLAŞIMI)

—Selamün aleyküm, Kemal Abi,  size yazdıklarıma ilgi gösterip cevap vermeye, bir şeyler yazmaya değer bulduğumuz için minnettarım.

—Midenin gıdası nasıl ki besinler ise beynin de gıdası fikirlerdir. Sorular veya paylaşımlar benim için bu nedenle çok önemli. Sorular ve paylaşımlar için teşekkür ediyorum.

Geçenlerde okurken “Rical-i gayb” ve “Divan Toplantıları”gibi terimlerle karşılaştım. »”Son Buddha” yazınızı okuyunca zihnimde çeşitli çağrışımlar oldu. Tabiiki bazı şeylere takıldım. Şöyle ki: Gerçekten böyle bir toplantı var mı? Eğer varsa  bu  derece tasarruf sahibi olan başkan(Gavs-ı Azam) her zaman bir Müslüman mı? Yoksa  zaman zaman “Buddha” “Dalaylama”  gibi İslam’ı zahirde tanımayan kişiler de olabilir mi? Eğer her zaman Müslüman bir kişiyse bir SİTEMİM olacak  acizane, cahilane  (son yüzyıllarda yaşananlar için).

—Din ve dinin yorumu olan tasavvuf baştan sona mecazdır. Gerçek kabul ettiklerimiz söz ve fikirlerle anlatımdır. Divan toplantılarının da mecaz olduğunu zannediyorum. Mecaz mı hakikat mı olduğunu anlamak için toplantıya katılmak gerek. Bizim, sizin, herkesin kanaati “Ben katıldım” diyenlerin rivayetine dayanıyor. Katıldım diyen hangi anlamda katıldık diyor iyi anlamak lazım. Ben şunu anlıyorum…

Bir insan özünde ve yaşamında Muhammedî özellikleri tahakkuk ettirirse mecazen “Ben Hz. Muhammed a.s.’ın başkanlık ettiği divana katıldım” diyebilir. “Katıldım” rivayetlerini bu esasa göre yorumlarım. Fiziksel ve ruhsal anlamda “toplantı vardır” veya “toplantı yoktur” tezlerinden ikisini de savunmuyorum. Görmediğim bir olayı inkâr etsem inkârım geçerli olmaz. Yine görmediğim bir olayı tasdik etsem, tasdikim de geçerli olmaz. Bu durumda toplantının fiziksel yönü ilgilenilecek bir konu değildir. Bizi ilgilendiren, “toplanma” olayını Muhammedî özü özümüzde toplama olarak yorumlamaktır.

Rivayetlerin ittifaken bildirdiğine göre… Divana katılmanın birinci şartı ve olmazsa olmazı katılımcıların “Müslüman” olması zorunluluğudur. Yine rivayetlere dayanarak aktarıyorum… Eğer katılımcılardan birisi o gün öldüyse yerine hemen başkası o makama yükseltilir. O makama yükselecek nitelikte birisi o gün bulunamazsa o gece kalbi uyanışa hazır olan sade bir vatandaş o makama kestirmeden yükseltilir. Eğer o nitelikte birisi bulunamazsa gece yarısı uyanık birisi aranır, velevki sade e bir sarhoş dahi uyanıksa o sarhoş bir anda arındırılır ve toplantıya katılacak makama yükseltilir. Sarhoş da bulunmazsa o anda uyanık olan bir gayri müslimin kalbine girilerek kelime-i şehadet söylettirilir ve o götürülür. Ve böylece toplananların sayısı tamam edilir. Bu durumda Müslüman olmayanlar havada uçsa da tüm dünyaya Müslümanlık dinini hakim kılmaya hizmet etse de toplantıya katılma hakkını elde edemez…

Asırlardan beri böyle bir rivayet ittifakı varken divana benim şunlar bunlar da girebilir fetvam geçerli olmaz. Zâten öyle bir fetvâ vermek durumunda da değilim. Benim derdim ermişlerin divanı değil, kendi özümde Muhammedî özellikler divanı kurabilmek. Yani Muhammedî güzelliklerden toplayabildiğim kadar güzelliği “İÇİMDEKİ DİVAN”da toplayabilmektir. Bu derdim arasında, benim görmediğim ve bilmediğim meçhullerdeki ermişler divanına kim girerse girsin, inanın ki hiç umurumda değil.

Ayrıca gavs ruhunu teslim ettikten sonra da bu dünyadaki tasarrufu devam ediyor mu?

Gavs-ı Azam seviyesindekiler için öyle deniliyor. Zora düşenler “Vallahi, billahi, tallahi bana falan Gavs yardım etti de kurtuldum” diyorlar. Bence o kişilere yardıma gelenler, kişi çok yoğun konsantrasyona girdiğinde kendi özlerindeki “Gavsiyet Boyutu Gücü”nün inandıkları Gavs suretinde açığa çıkan hayali görüntüleridir. Çok zor işleri yapan da yine kendi inanç güçleridir. Hatta onlar kendi inanç güçlerini falanca filanca GAVS suretinde görüyor olabilirler…  ”Bir insanın ruhunu teslim etmesi”ni de “ölmeden evvel ölmek bilinci” olarak düşünürsek rivayetlerin neye işaret ettiğini daha kolay anlarız.

“Her insan bir kıyamet meleği veya yepyeni bir evren başlatabilme gücüne sahiptir. Yeter ki inansın.”

— Tüm insanlar “bir evrenin içinde “değildir. Evren her insanın içindedir, insanın içindekinin dışa yansımasıdır. İnsan kendisini evrenin içinde bir zerre olarak algılar fakat arınmış akıl ve arınmış kalp ile tefekkür edebilirse, evrenin insan içinde bir zerre olduğu sonucuna en azından “fikirsel” olarak ulaşabilir. Bu esasa göre her insan kendi özünün yansıması olan evreni üzerinde her tasarrufu yapabilir. Örneğin siz gökteki güneşi söndürebilirsiniz ama sönen güneş sadece sizin özünüzden yansıyan evreninizin güneşidir, benim güneşim değildir. Her insan kendi evrensel kıyametini koparabilir başkasının evrenine zerre kadar müdahale edemez.

Yoksa Divan Toplantısı da bir mecaz mı?

—Evet, görmediğim, tatmadığım, yaşamadığım sadece rivayetlere dayanarak duymuş olduğum toplantıyı ben mecaz olarak yorumluyorum. Daha açık bir örnek vereyim. Asrımızın en doğru sözlü insanı ve en yalancısı bir cinayetle şüpheden sanık sıfatıyla yargılansa, hangisinin yaptığı belli olmasa ve ben de şahitlik yapsam. “Vallahi, billahi, tallahi o güvenli insandır ve kimseyi öldürmemiştir” desem, yargıç bana”Yalancı olarak kabul edilen sanığın öldürdüğünü gördün mü?” diye sorar. Ben de hayır görmedim, benim kanaatim böyledir derim. Bu durumda hukuksal olarak  tanıklığım geçerli sayılmaz… Din ve tasavvufta da yaşamadığımız tatmadığımız olayları yorum niyetiyle çok rahatça ret de edebiliriz tasdik de edebiliriz, hiç bir mahsuru yoktur.

Sorulara veya paylaşımlara vermiş olduğum cevaplar sizler için ölçü olmamalıdır. Eğer ölçü olmaya başlarsa kendiniz için betonlaşmaya başlayan bir düşünce evreni oluşturmaya başlarsınız. Benim yorumlarımı herhangi bir renk olarak kabul edin ve düşünce evreninizi çok farklı tonlarda renklendirmeye özen gösterin.

Kemal Gökdoğan
www.tasavvufdefteri.wordpress.com
kemalgokdogan@gmail.com

3 Yanıt, “İçimizdeki Divan”


  1. 1 ülkücü 26/01/2012, 11:49

    Divan olayını çok güzel anlatmışsınız, gönlünüze sağlık. İşte bizim gibi ehil olmayanlar bilmeden karşılaşınca sanıyoruzki ölüler canlanıyor, diriler zaten hazır. Işık hızıyla plütonun ordan sağa dönünce ilk göktaşı kümesinden sonraki xyzytlgkfjd isimli gezegende bu kişiler şöyle uzun bir masa kuruyorlar ve dünyayı değerlendiriyorlar(!) Ha sizin dediğiniz gibi divan olayı olduğunu bende düşünüyorum. Hatta ölü diri ayrımı olmadan şuur pencereleri en çok açık, külde kaybolmayı da geçip küllün kendisi olmuşların katıldığını da. Ama anlayacak ilmimizin olmadığını da bilmek gerek değil mi?

    Gavs olayında da haklı ama nispeten eksik olduğunuzu düşünüyorum. İnsanın gavsi özelliklerini ortaya çıkarmak amaç evet ama bu özelliğin çıkması için onu taşıyan büyük nuru görmek diyede düşünüyorum gavstan yardım meselesini. Yani gavsi özelliklerin çıkması için o büyük çekim merkezinin alanına girmek. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

  2. 2 Ali Deliveli 26/01/2012, 12:34

    Yoksa divan toplantısıdamı bir mecaz?

    Başta Kitabımız Kuran ve hadisler olmak üzere tüm tasavvufi kıssa vari anlatımların tümü mecazdır amacı ise “idraklere algılarınca hitap” edebilmektir.
    ledün neden sırdır?
    ledün denilen alanın en büyük özelliği “duyularla bilinemeyen” olmasıdır. Bu, algılanamadığı için bilinemeyen şeylerin anlatımına ise mecaz/teşbih denir.
    Duyular, bizlerin kayıt alanlarımızdır, bir manada haps olduğumuz yerlerdir.

    Peki mecaz yolu ile idraklerimiz ne kazanır? neden bu yol/yöntem tercih edilmiş ve bu kadar önemlidir.?

    Kişi bilmesede, görmesede ledün denilen alan vardır ve kişinin yaşamını yönetmektedir. Buna değer/erdem denmektedir. Yaşamın manası bu değerlerle yine kişiden fiiller olarak açığa çıkmaktadır. İşte bu erdem kişiden topluma milleti oluşturmakta kısaca bizi oluşturmakta kültürümüz olmaktadır.

    Resûlullah’ın (s.a.v.) ihsan kelimesini açıklarken “Allah Teâlâ’ya sanki onu görüyormuş gibi ibadet etmendir” buyurması şu hususa işaret eder.

    Selam ve dua ile…

  3. 3 M.Reşit Yazıcı 02/02/2012, 19:37

    Sevgili Dostum,

    Her şeyi mecaz olarak değerlendirmek bilmem ne kadar doğru olur, bilemiyorum… Konunn mübala edilesi ve batıl gibi algılanası çok tehlikeli ve yanlış olur.. Bu husslar iman esaslarını da içermez.. inanırsınız veya inanmazsınız o ayrı şey..Doğrusunu Allah bilir..

    Müsadenizle bu hususta Üstad Ahmed Hlusi’nin eserlerinden derlediğim bilgileri paylaşmak istiyorum.. saygılarılma

    “DİVAN” ve RİCÂL-İ GAYB (görevli veliler)

    Sevgili Dostum,

    Her şeyi mecaz olarak değerlendirmek bilmem ne kadar doğru olur, bilemiyorum… Konunn mübala edilesi ve batıl gibi algılanası çok tehlikeli ve yanlış olur.. Bu husslar iman esaslarını da içermez.. inanırsınız veya inanmazsınız o ayrı şey..Doğrusunu Allah bilir..

    Müsadenizle bu hususta Üstad Ahmed Hlusi’nin eserlerinden derlediğim bilgileri paylaşmak istiyorum.. saygılarılma

    “DİVAN” ve RİCÂL-İ GAYB (görevli veliler)
    […]

    ***
    **
    *
    NOT: ALINTI ÇOK UZUN OLDUĞU İÇİN YAYIMLAYAMIYORUZ.
    Kemal Gökdoğan


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Yorumlar

tasavvufdefteri on Türkçe Namaz
Doğan on Türkçe Namaz
Nihat Demirkol on İyi’nin Kötü’yle B…
Nihat Demirkol on Duygusuz Evren
M.Reşit Yazıcı on “YOK”LUK “YOKTUR”

Kategoriler

YAZI TAKVİMİ

Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.