Son Buddha

“mistik kurgu”

Yaşlı adam altın bir ibrik ve altın yağ kandiliyle Himalaya dağlarındaki eski mabedin gizli merdivenlerinden yerin derinliklerine doğru iki bin kırk dokuz basamak indi. Yorulmuştu. Sarı renkli keten mendiliyle alnına biriken terleri sildi. Yağ kandilini duvardaki deliğe yerleştirdi. Yüz yıldan beri hiç açılmamış olan ahşap kapının üzerindeki yuvarlak tokmağı iki tur sola ve hemen ardından iki tur sağa çevirerek biraz bekledi. Sonra dört tur ve dokuz tur sağa çevirerek kapıyı yavaşça ileri ittirdi. Kapı gıcırdayarak açıldı. Yağ kandilini bıraktığı yerden aldı ve açılan odaya girdi.

Karanlık odanın tam ortasında bir kişinin üzerine çıkarak bağdaş kurup oturabileceği genişlikte sarı mermerden yapılmış bir oturak duruyordu. Yaşlı adam oturağın solunda duran ikili altın kandil grubuna altın ibrikle getirdiği sarı yağı döktü ve fitillerini soldan sağa doğru sırayla yaktı. Oturağın boş yüzeyine anlamsız gözlerle uzun uzun baktıktan sonra sağındaki dörtlü ve dokuzlu altın kandil gruplarına da yağ doldurduktan sonra hepsini soldan sağa doğru aynı sırayla yaktı.

Gizli oda yanan kandillerin zayıf ışığıyla biraz aydınlandı. Zemin, tavan, duvarlar ışık ve yaşlı adamın keşiş kıyafeti aynı tonda sarıydı. Yaşlı adamın benzi de uzun yıllardan beri yapmış olduğu perhizlerden ve ihtiyarlıktan dolayı sararmıştı. Saçları, kaşları, kirpikleri, bıyık ve sakalı dibinden kesilmiş olduğundan kafası da sarı ışığı yansıtan bir ampul gibi parlıyordu. Oturağın üzerine çıkarak bağdaş kurup oturdu ve tavana baktı. Tavanda bir kabartma vardı. Kabartma resimde güneş, ağzını açarak dünyayı yutan ejderha olarak tasvir edilmişti. Yaşlı adam gözlerini kapattı ve başı yukarıda olmak üzere “2049”un rakamsal toplamı olan on beş gün sürecek meditasyona başladı.

***

21. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra, kısa adı DBB olan “Dünya Barış Birliği” adındaki meditasyon derneği her ülkeden, her toplumdan, her inançtan milyonlarca seçkin üye oluşturarak dünyanın en güçlü örgütü haline gelmişti. Dünyanın tüm ülke başkanları ile bilim insanlarının, din adamlarının, ruhbanların, mistiklerin, sûfilerin, filozofların en meşhurları DBB’nin üyesi olmakla onur duyuyorlardı.

DBB insana ve insanın her türlü barışsal değerlerine saygılı, hoşgörülü ve teşvik edici idi. 2025’ten sonraki dünya barışın evreni olmuştu. Küresel ve yerel tüm terör sona ermiş, ordular ve silahlar minimize edilmişti. Açlık, kıtlık, savaş, sömürge, ırkçılık, kökten dincilik, din düşmanlığı, tedavisi olmayan hastalıklar sorunu yoktu artık. İnsanlık tüm ekonomik gücünü barış ve barışa hizmet eden bilim için harcıyordu.  Sanki yeryüzü cenneti kurulmuştu.

***

On beş gün sonra dünya miladi takvime göre “2049” yılına girecekti. DBB’nin yeryüzündeki milyonlarca üyesi yüksek yerlerdeki meditasyon merkezlerinde on beş günlük inzivaya başlamışlardı. Her gece taç şakralarını ruhsal liderlerinin “Gizli Oda 2049”dan göndereceği zihinsel mesaja açacaklardı. Bu yılın yıllık meditasyonu “konusuz” idi. Üyeler meditasyonda hiçbir şey düşünmeyeceklerdi. Çünkü ruhsal lider “Antima Buddha” ünvanlı yaşlı adam öyle istemişti ve o günlerde her yüzyılda sadece bir kez girilen “Gizli Oda 2049”da olacaktı.

Dünyasal barış DBB lideri Antima Buddha öncülüğünde yapılan toplu meditasyonlar sayesinde gerçekleşmişti. Antima Buddha sadece evrensel barışı düşünüyor ve düşüncesini milyonlarca üyesinin taç şakrasına metafiziksel boyutta klonluyordu. Bu nedenle, üyesi olsun veya olmasın O’na tüm dünya insanlığı sonsuz bir güven ve teslimiyet duygusu geliştirmişti.

***
On beş günlük yıllık meditasyon 2049 yılının ilk saniyelerinde huzur ve sükûnet içinde tamamlandı. Ruhsal Lider Antima Buddha “Gizli Oda 2049”da tavandaki tabloyu milyonlarca üyesinin toplu bilinçaltı boyutuna klonlamıştı. Dünya insanları barış dolu geleceğe doğru bir kez daha yönlendirildiğini zannediyordu. Hâlbuki “Dünyanın Sonu” gelmek üzereydi.

***

2049 haziran gecesinin ilk gününde Avrupa’nın bir ülkesinde dünya ülkeleri başkanları, bilim insanları, dünya din ve inanç önderleri ve DBB Ruhsal Lideri Antima Buddha çok gizli bir toplantıya başladılar. Hava çok soğuk olmasına rağmen herkes âdeta hamamda terliyor gibiydi. Sadece Antima Buddha normaldi.

DBB üyesi olan astronomi ve fizik bölümlerindeki bilim insanları “1 Nisan”da korkunç bir keşifte bulunmuşlardı. Ellerindeki tüm veriler aşağı yukarı birbirini tutuyordu. “Dünyanın Sonu”nun çok yakın olduğunu kesin hesaplarla kanıtlamışlardı.

Bilim insanlarının kesin bulgularına göre, 1 Nisan’dan beri güneşin merkezinde “karadelik” etkisi başlamıştı. Her ay geometrik artış ile büyüyordu. Nisan ve mayıs aylarında güneşin merkezinde ilk hacmine göre “2” kat büyümüştü. Bu artışla haziran sonunda “4”, temmuzda “16”, ağustosta “256”, eylülde “65.536”, ekimde “4.294.967.296”, kasımda “18.446.743.957.745.434.624” katına ulaşacaktı ve birkaç yıl içinde dünya dahil tüm güneş sistemini yutarak yok edecekti.

Başkanlar sürekli birbirlerine ve bilim insanlarına bakıyorlar ve bu korkunç gerçeğin yanlış hesap, yanlış keşif veya “Nisan Şakası” olmasını umuyorlardı. Durum hiç de umdukları gibi değildi. Herkes ve her şey çok ciddi idi, Antima Buddha’nın sırıtan yüzü haricinde.

1Nisan’dan beri dünyada oluşan makro iklim değişimleri ve çıplak gözle dahi görülebilen güneşteki rengin gittikçe solgunlaşması bilim insanlarının keşiflerini onaylıyor gibiydi. Avrupa gibi bir kıtada haziran ayında eksi on derece soğuk görülmüş şey değildi.

***

Normal hesaplamalara göre güneşin ölümüne milyarlarca, dünyanın ölümüne ise yüz milyonlarca yıl vardı. Yani dünyanın kıyameti birkaç yüz milyon yıldan önce kopmayacaktı. Bilimin hesabını Antima Buddha tek başına değiştirmiş, güneşin ve dünyanın kıyametini çok uzun galaktik yıllardan çok çok yakın birkaç yıla, on beş günlük bir meditasyon sürecinde indirivermişti. Neden ve nasıl yapmıştı? Kimse bilmiyordu. Daha doğrusu bu yokoluş sürecini başlatanın yanlarında oturan yaşlı keşiş Antima Buddha olduğunu kimse bilmiyordu. Fakat kendisi çok iyi biliyordu ki tek neden kendisiydi.

***
Seksen yıl kadar önceydi. Beş yaşında iken Buda’nın gerçek reenkarnasyonu olduğu kabul edildi. Kökleri üç bin yıla dayanan gizemli bir ruhsal örgütün keşişleri onu Himalayalardaki gizli “Sarı Tapınak”a götürmüşlerdi. Tam bir Budist eğitimle yetiştirdiler. Kendi aralarında onun “Son Buddha” olduğuna inandılar. Daha sonra, üç bin yıllık gizemli örgüt birden DBB yapısıyla yasallaşarak Antima Buddha’yı medyatik hale getirdiler. İnsanlığın en güvenli ve en barışçı lideri pozisyonuna soktular. Böylece Dalai Lama’ların dahi bilmediği gizemli alternatif “Antima Buddha” dünyanın gündemine oturdu.

***

Antima Buddha gerçek Buda’nın tek ve gerçek enkernasyonunun kendisi olduğuna kendisine inanalardan daha çok inanmıştı. Fakat Tibet Budizmi’nin lideri 16. Dalai Lama’nın kendisini reddederek “Sahte Buda” ilan etmesiyle çileden çıktı. Sahtekârlıkla suçlanmasını hazmedemedi. “Gerçek”, “Tek” ve “Son Buddha” reenkarnasyonunun kendisi olduğunu kanıtlama hırsı onda şizofrenik saplantıya dönüştü.

Şimdi hesaplaşmanın tam vaktiydi. Buda müsveddesi olarak baktığı 16. Dalai Lama, diğer liderlerle birlikte karşısında çaresizlik içinde oturmuş kıyameti bekliyordu.

Gerçek Buda insanların zihinlerine girerek güneşi yok edecek etkiyi yaratabilecek güçte olmalıydı ve o da ta kendisiydi. Zaten bu konuda hiç şüphesi yoktu. Şüphesizliğini 2049 yılında kanıtlamıştı. DBB’ye üye bilim insanlarının bilinç altına “Gizli Oda 2049”un tavanındaki kabartma tabloyu meditasyon tekniğiyle klonlamıştı. Böylece bilim insanlarının bilinçaltı güneşin yok olacağına inandırılmıştı. İnanmış bilinç altlarının toplam güçlerinin etkisiyle güneşin merkezinde bir karadelik yaratılmıştı.

Gizli toplantıda bilimsel bulguların haricinde bir şey konuşulmuyordu. Nihayet Antima Buddha sırıtan yüzüyle sakin sakin farklı bir şey konuşmaya başladı; “Dostlarım! Mâdem ki hepimiz yoktan geldik ve tekrar yok olmaya doğru dönülmez bir yola girdik. Sizlere gerçek “Son Buda” reenkarnasyonu olarak sesleniyorum. Son anlarınızda 2049 yıllık sırrı ifşâ etmek istiyorum” dedi ve hikâyesini baştan sona anlattı.

16. Dalai Lama dışında hiç kimse tepki vermedi. Antima Buddha’nın sözleri Budist bir fantezi ya da birden bunamış birinin saçmalaması olarak değerlendirildi. 16. Dalai Lama’nın yüzündeki üzüntü birden sevince dönüştü.

***

Güneş tepelerin arkasından doğmuş gizli toplantının yapıldığı geniş salonun penceresini aydınlatmaya başlamıştı. 16. Dalai Lama hava çok soğuk olmasına rağmen pencereleri açtı. İçeri Alp dağlarının temiz ve buz gibi havası doldu. Antima Buddha’nın gözünden 16. Dalai Lama’nın yüzündeki ifade değişimi kaçmamıştı. Diğerleriyse hâlâ hiç kimseyle ilgilenmiyorlar, birkaç yıl kalmış ömürlerini korkuyla saniye saniye geriye doğru sayıyorlardı.

16. Dalai Lama mütebessim yüzüyle masaya iki elini koyarak Antima Buddha’ya ve diğerlerine karşı kısa bir konuşma yaptı; “Gerçek Buda bilincine yükselmiş bir ruh ‘Gizli Oda 2049’un tavanında gördüğü senaryoyu gerçekleştirmek için sonsuza kadar susardı. Sen Buda’nın gerçek zihinsel gücünü tanıdın fakat yaptığın işi gevezelik ederek tersine döndürdün. Şu andan itibaren ejderha güneşi kusmaya başladı. Güneşimiz kurtuldu. Daha önce de söylediğim gibi sen gerçek Buda reenkarnasyonu değilsin. Eğer gerçek Buda reenkarnasyonu olsaydın gizemini anlatmazdın… Evet, kardeşlerim. Birkaç ay içinde güneşimiz ve dünyamız eskisinden daha güzel günlere ve yıllara doğru tekrar akmaya başlayacak.”

Şimdi de üzüntü Antima Buddha’nın yüzünü kaplamıştı. Özellikle beyni ateş çukuru gibi kaynayıp karıncalanıyor ve gevezelik ederek yok oluşu varoluşa çevirdiği için kendisini lânetliyordu.

***

İki yıl içinde güneşin solgunlaşan ışığı tekrar parlamıştı. Dünya eskisinden daha barışçıl ve daha güzel bir evreye girmişti. Antima Buddha ve DBB ise nasıl ki birden parladıysa bir anda da unutulmuşlardı.

16. Dalai Lama Hindistandaki mâlikhanesinin penceresinden Tibet’e doğru hasretle bakıyor ve içinden şunları geçiriyordu… Her insan bir kıyamet meleği veya yepyeni bir evren başlatabilme gücüne sahiptir. Yeter ki inansın. Kıyameti başlatmak için “Gizli Oda 2049” gibi gizli mabetlerdeki tasvirlere gerek yoktur. Yapılacak işe inanmak yeterlidir. Antima Buddha inanmış bir kişiydi ama inancı aklın karşısında mağlup oldu.

***

Kıyameti durduran aslında Antima Buddha’nın gevezeliği değildi. 16. Dalai Lama’nın akıl blöfüyle tersine çevrilen Antima Buddha’nın inanç gücüydü.

Kemal Gökdoğan
www.tasavvufdefteri.wordpress.com
kemalgokdogan@gmail.com

0 Yanıt, “Son Buddha”



  1. Yorum yapın

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Yorumlar

Ali Deliveli on sisin ardındaki DAĞ
M.Reşit Yazıcı on Yaratıldık mı?
M.Reşit Yazıcı on İçimizdeki Divan
kgokdogan on Yaratıldık mı?
Doğan on Yaratıldık mı?

Kategoriler

YAZI TAKVİMİ

Ocak 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.